Ufuk Coşkun
19.06.2017

Yurtta adalet cihanda adalet!

Küresel çetenin ve ülkelerdeki satılık piyonlarının en çok sevdiği kavramlar; demokrasi, özgürlük, barış ve adalettir!  Bu kavramları kullanarak/ bahane ederek milyonlarca masum insanı katlettiler. Sadece ABD'nin Irak'a “özgürlük” getirme bahanesiyle katlettiği insan sayısı iki milyonu geçti. Bir milyondan fazla kadın dul, beş milyon civarında çocuk da öksüz bırakıldı. Dünyaya adalet getirmek için başlattıkları savaşın bilançosu çok ağır. 

Parçalanmış ülkeler, kollar, bacaklar… Enkaz altında kalmış çocuklar, darbeler, çatışmalı ortam, idam ya da suikast yoluyla öldürülen liderler, yerinden yurdundan edilmiş, evleri başına yıkılmış milyonlarca zavallı insan, terör saldırıları, cinayetler, kan ve gözyaşı… Hep adalet, barış ve özgürlük için! 

Küresel çetenin Türkiye'deki en etkili terör örgütlerinden FETÖ'nün “adaleti” PKK'nın “barışı” da işte böyle bir şey! 23 Aralık 2013'te gazeteci görünümlü FETÖ ajanı Ekrem DumanlıAdalet olmadan asla” diyordu örneğin. Peygamber efendimizi de alet ederek “Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa cezasını veririm” hadisini yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna bağlayıp “adalet” gereği Tayyip Erdoğan'ın yargılanmasını istiyordu. Keza Yüce Divan'da “adalet” gereği aklanmalarını savunan çok sayıda ülke karşıtı insanın ısrarı da ortada!

Bir netice elde edilemeyince bu sefer PKK terör örgütünün sivil uzantısı devreye sokuldu. Demirtaş'ın “barış” çağrısında bir gecede tam 50 masum insanımız katledildi. “Barış” için 16 yaşındaki masum Yasin Börü'nün başını taşla ezerek parçaladılar! Birçok ilde patlayan bombalarda yüzlerce sivil insan hayatını kaybetti. Hep barış ve adalet için! Oysa hakikatte direnen son kalenin şerefli komutanını düşürmek ve ülkeyi küresel çeteye teslim etmek istiyorlardı. 

Medya organlarında da Türkiye'yi DAEŞ'e yardım ve yataklık eden terörist bir ülke olarak gösterip Erdoğan'ı da DAEŞ'in bir numaralı destekçisi ilan ettiler. Nihai hedefleri Erdoğan'ı Lahey “Adalet” Divanı'nda savaş suçlusu olarak yargılatmaktı. İçeride de yurtta adaletin tesisi için kâfi miktarda “Tayyip Efendi eninde sonunda asılacaktır” “Katil Erdoğan” türünden manşetler atıldı. Terör yuvası haline gelen medyalarına el konulunca da “özgür basın susturulamaz”  “adalet istiyoruz” palavralarıyla yine adalet maskesi takarak günlerce eylem yaptılar!

Onlara göre devletin gizli bir operasyonunu çarşaf çarşaf yayınlayarak “Lahey yolu göründü” türünden haber ve tehditler savuran casuslar için özgür medyaya dokunulmamalıydı! Kısacası özgür medya, PKK'yı, FETÖ'yü değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni terör örgütü olarak gösterdiğinde bir anlam kazanıyordu! Peki, FETÖ'nün adalet maskesi takarak başlattığı operasyonlarda CHP ne yaptı? Ana muhalefet partisi olarak ülkesinin yanında mı yer aldı?  Ne gezer! Başından beri terör örgütleriyle birlikte küresel çetenin pek özgürlükçü dünyasına hizmet etti. Bugün de farklı bir şey yapmıyor. 

Gezi'de halkı isyana teşvik eden, 17-25 Aralık operasyonunda FETÖ'nün algısını üreten, terör örgütlerine şefkatli, vatanseverlere acımasız, başından beri ülkesi uğruna her türlü riski alarak kelle koltukta mücadele eden Erdoğan'ı diktatör ilan eden, koltuğuna kasetle gelmiş bir ana muhalefet lideri var karşımızda. O da 15 Temmuz işgal teşebbüsünden sonra FETÖ için adalet isteyenlerden!  Çünkü ona göre 15 Temmuz bir işgal girişimi değil asıl darbe bu işgal girişimini bertaraf etmek için çıkarılan OHAL yasasının ilan edildiği 20 Temmuz günüdür!

Bugün de devletin gizli kalması gereken bilgi ve belgelerini askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin edip FETÖ'ye yardım etme gerekçesiyle tutuklanan biri için eline aldığı bir pankarta “adalet” yazarak yürüyüş tertipliyor. “Bu ülkede terör örgütlerine giden silah dolu bir kamyonun haberini yapmanın cezası 25 yıl hapis, yasa dışı silah sevkiyatı ise serbest!” şeklinde yaptığı açıklamaya bakılacak olursa Kılıçdaroğlu'nda tuhaf bir panik ve sersemleme hali mevcut. 

Güneş Gazetesi'nin yaptığı bir habere göre, Enis Berberoğlu'na o belgeleri bir CHP yöneticisinin verdiği iddia ediliyor. Kılıçdaroğlu'nun panikle sokağa çıkmasının bir nedeni acaba bu iddia olmasın!  Fakat en tehlikelisi de şudur. 10-17 Temmuz arası, “15 Temmuz” için yurtta bir haftalık anma programı düşünülüyor. Tam da bu haftada CHP, İzmir' den gelen ekiplerle buluşup İstanbul'a doğru yol almayı düşünüyor. Bu süreçte oluşabilecek provokasyonlara şimdiden hazırlıklı olmak lazımdır. Çünkü bu yürüyüşe Meral Akşener ve HDP de destek vereceğini açıkladı. 

Erdoğan'ın “Yargı yarın sizi de davet ederse şaşırmayın" ifadesini de buraya not düşerek birkaç kelam daha edelim.

Devletin gizli kalması gereken bir operasyonunu ifşa eden ve tutuklanan biri için yapılan bu yürüyüş bize 15 Temmuz'un siyasi ayağını net bir şekilde gösterdi. Bu sebeple FETÖ'nün bu ülkeye kurduğu kumpasta aktif rol alan ve hala bu kumpası savunan kim varsa bilinmelidir ki FETÖ'ye hizmet etmektedir. Ve ucu kime dokunursa dokunsun mutlaka hesabı sorulmalıdır. Biz bu devleti sokakta bulmadık. Adalet; 15 Temmuz'da halkın üzerine kurşun sıkan, bomba yağdıran ve 249 vatandaşımızı oracıkta şehit eden FETÖ'den hesap sormaktır. Ve emin olun bu hesap sorulacaktır. 


Yazarın Diğer Yazıları

Biz büyük savaşı kaybettik! (22.06.2017)
Yurtta adalet cihanda adalet! (19.06.2017)
Öğretmen kökenli FETÖ imamları (15.06.2017)
İslam’ın en yaman düşmanı; münafıklar! (12.06.2017)
Bilderberg toplantıları ve yeni senaryolar! (08.06.2017)
15 Temmuz’u ne çabuk unuttuk! (05.06.2017)
Eğitimde temel sorun zihniyettir (01.06.2017)
Neden özellikle bazı yazarlar hedefte! (29.05.2017)