03.05.2017 09:08:02

Yol arkadaşlığımız MEZARA KADARDIR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti çizgisinden çıkanlar için şöyle konuştu: Bazılarının ibreleri değişti. Yol arkadaşı, gönül arkadaşı isine mezara kadar gidilir. Ama bunların bir kısmı pazara kadar geldiler, sonra trenden indiler.

ALİ ADAKOĞLU-İSTANBUL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan ziyareti dönüşünde, kendisini takip eden basın mensuplarıyla uçakta, Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili konularda sohbet etti. Erdoğan, özellikle terörle mücadele, AB, Amerika ve referandum sonuçlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

-Türkiye'ye ilgi gösteren Hint yatırımcıların beklentileri ne yönde? Hangi alanlarda yatırım düşünüyorlar?

Hintli yatırımcılar, yatırımlarını artırma düşüncesindeler. Bazı ufak tefek şikayetleri var. Haklı olduğu hususlar olduğu gibi haklı olmadıkları hususlar da var. Amacımız, sorunları çözmek suretiyle ciddi ilerleme kaydedilmesi. Stratejik yatırımlara çok ciddi teşvik veriyoruz. Yatırım teşvik fonundan ciddi destek alacaklar. İlaç sanayisine yatırım düşünüyorlar. Enerji alanında da yatırım fikirleri var. Ben Hindistan'la ilişkilerimizin her alanda gelişeceğine; bunun her iki ülkenin de yararına olduğuna inanıyorum.

Erdoğan'ın Doğu ile ilgili bir hatırası

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün AK Parti MKYK'da anlattığı hatırasını, önceki gün uçakta basın mensuplarına anlatmıştı.

“Başbakanlığımın ilk yıllarında, arkadaşlarla birlikte Ani Harabelerini (Kars) geziyorduk. Çat kapı rastgele bir eve ziyaret yapalım dedim. Penceresinde ışık gördüğümüz bir evin kapısını çaldık. Kapıyı bir kadın açtı. ‘Müsaade buyurursanız misafiriniz olmak isteriz, ekmek peynir var mı?' diye sordum. Hemen içeri buyur ettiler. ‘Beyefendi evde mi' dedik, eşinin çobanlık yaptığını dışarıda olduğunu söyledi. Ama cep telefonu varmış. Hemen telefon görüşmeleri yapıldı. Evlerin içinde tandırda lavaş hazır. Baktım bal peynir hepsi geldi. Bizi gayet iyi ağırladılar. Oradan çıktık, arkadaşlarla birlikte bir rastgele bir başka eve daha uğradık. Evin gelini kahveyi getirirken nasıl olduysa düşürdü, eli de kesildi. Düşürdü diye üzüntüsünden ağlamaya başladı. Recep bey de oradaydı. Hemen ilgilendi hastaneye götürdü. Hepsi çok misafirperver insanlardır. Bu insanlar bizim insanımız. Ama bölücü terör örgütü yıllarca oralarda bu insanlarımızı terörize etme gayreti içinde oldu. Örgütün tuzağına düşenler de oldu maalesef. Ama o kötü günlerin artık geride kalacağına inanıyorum ben.

 

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a imza attığı kalemi hediye etti.

-Hindistan'dan bölgeye dönecek olursak... PKK ve PYD konusunda kısa süre önce çarpıcı açıklamalarınız olmuştu. Diğer taraftan ABD'li askerlerin güney sınırlarımızda bölücü örgüt mensuplarıyla fotoğraflarının çıkmasından sonra bu kez de Amerikan zırhlılarını sınırımızda gördük. Bütün bu gelişmeler Türkiye'nin kararlılığını nasıl etkiler? Bundan sonraki süreç üzerinde nasıl etkisi olur? Rusların da Afrin'de benzer adımları attığı yönünde iddialar oldu.

Bizim son dönemdeki mücadelemiz Afrin tarafında değil. El Rai ve güneye iniyoruz Dabık, El Bab ve oradan doğuya gidiyoruz. Bahsettiğiniz ABD'lilerin olayı bizim hareket alanımız sınırları içinde cereyan ediyor. Ben, 16 Mayıs'ta Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağım ziyareti önemsiyorum.

Trump'a, olanları anlatacağız

Yapılanları, adeta Obama döneminin bir kalıntısı, o dönemdeki komuta heyetinin aynı şeyleri devam ettirmesi olarak görüyorum. Ziyaretimizde tüm bunları sayın Başkanla görüşeceğiz,  resimleriyle kendilerine aktaracağız. Bunların bizi ne kadar rahatsız ettiğini ifade edeceğiz. Bu şekilde devam edecek olursa Amerika ile uzlaşma içinde olmamız mümkün değil. ABD'nin bizim düşmanımız olan terör örgütleriyle birlikte hareket etmesini tabii ki doğru bulmuyoruz. Bizler, NATO'da beraber olduğumuz ve stratejik müttefikimiz olan ABD'nin terör örgütleriyle beraber hareket etmesinin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bunları kendilerine anlatacağız. Sanıyorum ki Sayın Trump da bizim bu düşüncelerimize olumlu yaklaşacaktır. Dolayısıyla bu hususta, 16'sında yapılacak olan görüşme öncesinde, daha fazla bir yorum yapmamayı tercih ediyorum.

Bizler ülkemize yönelik tehdit ve tacizlere elbette izin veremeyiz. Tacizde bulunanlar olursa, gereği neyse yaparız. Nitekim Afrin tarafından da bizim topraklarımıza son dönemde yapılan saldırılar oldu. Biz angajman kurallarını işlettik. Onlara da gereken cevabı verdik. Hatay'ın oralardan alın doğuya kadar bunlar oldu. 5- 6 karakolumuzun rahatsız edilmesi karşısında da angajman kurallarının gereği yapıldı.

-AK Parti'yi destekleyen yazarlar arasında bir tartışma var. Daha çok dış politika tartışması üzerinden çıktı bu tartışma. Sizin görüşünüzü merak ediyoruz.

Bahsettikleriniz arasında, kurucusu olduğum partiyi, geçmişte desteklemiş olanlar bulunabilir. Ama onların bu desteklerini daha sonra da aynen sürdürdüklerini düşünmüyorum. Daha sonra ibreleri değişti. Yol arkadaşlığı, gönül arkadaşlığı önemlidir. Yol arkadaşıysan, gönül arkadaşıysan, pazara kadar değil mezara kadar gidilir. Bunların bir kısmı pazara kadar geldiler, sonra trenden indiler. Hele hele son dönemde, çok çirkin, kabul edemeyeceğimiz yaklaşımlara şahit olduk. Bu bir defa yolda, çizgide istikrarsızlıktır. “İslamcı olanlar atılıyor, İslamcı olmayanlar getiriliyor” deniliyor. Bir siyasi partinin çalışmalarında, İslamcı olmak ya da olmamak şeklinde bir ayrım yapmak zaten yanlış. Biz tekkeye mürid aramıyoruz ki. Siyasi parti için esas olan, dürüst, ilkeli, vatanını milletini seven, parti ilkelerine uyacak insan aramaktır. Yapılması gereken budur. Ama bazıları işi tamamen şirazesinden çıkardı. İşi, kendi doğrularını benimseyen, kendilerinin belirledikleri çerçevede kalan insanları ‘doğru', onun dışındaki insanları da ‘yanlış' addetme noktasına getirdiler. Oysa hiç kimsenin böyle bir hakkı yok. Onların da böyle bir hakları, yetkileri yok, benim de yok. Kaldı ki ebedi alemin ölçüsü hiçbirimizin elinde değil. Kimse bunu teraziye çıkarmasın. Hele hele çok ağır olacak ama uluhiyet davasına da kimse girmesin...

-Batı'yla, Avrupa Birliği'yle ilişkiler nasıl olacak?

Dış politika konusunda, AB konusunda kanaatlerimizi zaten söyledik. AB ülkelerinin dışişleri bakanlarının Malta'da gayri resmi bir toplantıları oldu. Bizi temsilen de Mevlüt bey katıldı. Şimdi adeta Evet'çi kesildiler. ‘Şu anda ne yapmamız lazım' havası içerisindeler. Yapılması gereken şey belli. Fasılları hemen masaya yatırıp, Türkiye'nin önünü açmaları lazım. Aksi taktirde bizim de bazı hesaplarımız olacaktır. Hâlâ bekletmeyi, kapıları kapatmayı tercih ederlerse, biz de başımızın çaresine bakarız. İngiltere'den nasıl bir Brexit çıktıysa bizim de olabilir.

-Ama Türkiye AB üyesi değil, üye olmadan nasıl çıkacak?

Üye olmadan da verebiliriz o kararı, yeter ki millet o kararı versin. AB'ye üye olmaktan vazgeçebiliriz demek istiyorum yani.

HAMAS'ın geldiği nokta

- Hamas, Siyasi Vizyon Belgesi'ni açıkladı. Belgede, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kabulünden söz ediliyor. Müslüman Kardeşler'e bir atıf söz konusu değil. Gannuşi'nin de Müslüman Kardeşler'le arasına mesafe koyan bir yaklaşım içinde olduğu yönünde haberler çıkmıştı. Tüm bu süreçleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben bu konuda netim. Müslüman Kardeşler teşkilatını terör örgütü olarak kabul etmiyorum. Başbakanlığımdan bu yana, tüm mahfillerde işledim bu görüşü. American Jewish Committee'de de işledim bu görüşü, Bush ve Obama ile yaptığım görüşmelerde de söyledim. Ellerinde silah yok bunların. Tamamen fikri altyapısı olan bir teşkilat bu. Elinde silah olmayan bir teşkilat için terör örgütü diyemezsiniz. Faaliyetleri öyle bir çerçeveye oturtulamaz. Gannuşi'nin ve Halid Meşal'in onlar hakkında olumsuz bir kanaatleri yok. Hamas'ın geldiği noktayı, yeni bir siyasi vizyon belgesiyle açıklamış olması tabii ki önemlidir. 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kurulmasının, ulusal uzlaşı formülünün temeli olacağını belirtiyorlar. Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olması gerektiğini vurguluyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Hamas dahil Filistinli tüm kesimleri kapsayacak biçimde inşa edilmesi gerektiğine değiniyorlar. Altını çizdikleri bir diğer konu da, çekişmelerinin Yahudilik ve Yahudilerle değil, Siyonizmle olduğu. Mültecilerin geri dönüşünü temel bir hak olarak görmeleri de önemli bir husus. Zira dışarda ciddi manada Filistinli mülteci var. Mesela Ürdün'de 500 bin Filistinli var. Belgede, İslam'ın barış ve hoşgörü dini olduğu, aşırılığa ve mezhep taassubuna karşı olduğu da vurgulayan bir madde de var. Böylece Hamas, konumunu belirlemiş oluyor. Bence tüm bunları deklare etmiş olmaları önemli. Belge, Hamas'ın son dönemdeki en önemli manifestosu.

-Referandumda Kürt kökenli vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde “evet” oranı beklenenden yüksek çıktı. Bu durum Kürt vatandaşlar arasında çözüm iradesinin güçlü olduğunu mu gösteriyor? Yeni bir süreç beklentisi de oluşturuyor mu?

Aslında biz doğuda güneydoğuda daha fazla EVET bekliyorduk. Ama güzel bir netice çıktı. Bazı yerde 1'e 2, 1'e 3, hatta 1'e 10 artış olan yerler var. Güneydoğudaki Kürt kardeşlerimiz  son 10 yılı terör örgütü PKK'nın çok ciddi zulmü altında geçirdiler. Hep silahla tehditle oy kullanmak durumunda kaldılar. Öyle ki muhtarlara tehdit yapıldı. Eğer başka partiye oy çıkarsa köy yakılır biçiminde tehditlerde bulunuyordu bölücü terör örgütü. Muhtar da o korkuyla oyları kendisi kullanıyordu... Namlu burda, oy bizde diyerek, zorla oy kullandırttılar insanlara. Acımasızca. Şimdi ise gerek Jandarma gerek polis gerekse korucular, güvenlik önlemlerini alınca hamdolsun bahsettiğiniz gelişme yaşandı.

Kentsel dönüşüm ve değişimle birlikte bölgenin altyapısının güçlendirilmesi, hendek vs'lerin kapatılması neticesinde Güneydoğu artık giderek güzelleşiyor. Sur şu anda bambaşka. Dicle de bambaşka akıyor. Oralardaki insanlarımız artık pikniğe gidebiliyorlar. Oraları terk etmek zorunda kalan kardeşlerimizin inşa edilen güzel evlere geri dönüşleriyle hayat normale dönecek. Artık çarşıda pazarda gece karanlığında bile dolaşanlar var. Oradaki hava olumlu istikamette gelişiyor. Güneydoğu aslına rücu ediyor.

----------------------------------

Bizdeki OHAL ile Fransa'daki farklı

-Türkiye terörle mücadelede ne zaman üstünlük sağlasa birileri adeta bundan rahatsızlık duyuyor. Mesela Avrupa, Türkiye'nin OHAL'i uzatmasından endişe duyduğunu söylüyor. Nitekim FETÖ'yle mücadeleye bile müdahil olmaya kalkışıyorlar. Ne diyorsunuz bu duruma?

Şunu açık net söylemek lazım. Terörle mücadele bizim olmazsa olmazımızdır. Fransa OHAL'i 1.5 yıl gibi bir sürece yaydı. Ama bu süreci şu anda işte buyrun 1 Mayıs'ta Bastille'de yine olaylar oldu. Halbuki OHAL var. Hadi durdur, durduramıyor. Fransa'nın OHAL'ini görmeyen batı, bizim huzur içinde sürdürdüğümüz süreci eleştirmeye kalkıyor. Türkiye'deki OHAL ne yaptı? Sermayeden bir şey mi götürdü, insanların işlerini mi etkiledi? 2002'de biz iktidara geldiğimizde de OHAL vardı, ama o farklıydı. İnsanlar bizden onu kaldırmamızı istemişlerdi. Nitekim biz de Abdullah beyin başbakanlığı döneminde, bir ay içinde kaldırdık OHAL'i. Bizde şu anki OHAL, 2002'dekinin aksine, huzur ortamını sağlamaya yönelik bir karardır. Terörle mücadele konusunda bizim işimizi kolaylaştırıyor. OHAL olmasa, PKK ile bu kadar rahat mücadele edemeyiz. FETÖ ile de mücadele edemeyiz. OHAL bize bu imkanı sağlıyor. Kaldı ki bizdeki durum Fransa'dan tümüyle farklı. Fransa, birkaç terör hadisesi oldu diye OHAL ilan etti. Bizde ise terör yapılanmaları, devleti yıkmaya teşebbüs ettiler. Dolayısıyla biz bu terör örgütleriyle mücadele kararlılığımızı sürdürmek durumundayız. Bunlarla mücadele bizim olmazsa olmazımızdır. Birilerini memnun etme adına bu mücadeleden vazgeçemeyiz. Kararlı şekilde sürdüreceğiz bu mücadeleyi. Geri adım atmak yok buradan.