12.04.2017 09:21:18

Yeni Türkiye eski Anayasa ile yürümez!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, “Türkiye artık eski Türkiye değil. Önümüzde yepyeni bir Türkiye var. O halde yeni Türkiye eski bir anayasa ile yürüyemez” dedi.

BAYRAM ZİLAN/ANKARA

TÜRKİYE yeni bir dönemecin eşiğinde. 16 Nisan'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halk oylamasına 4 gün kaldı. Peki, Ak Parti'nin saha çalışmalarında son durum nedir? Halkın beklentileri nelerdir? Hayırcıların tutumlarına halkın cevabı ne olacak? Tüm bunları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan ile konuştuk.

-Referanduma 4 gün kaldı. AK Parti'nin seçim kampanyası nasıl geçti?

Seçim kampanyamız hakkında konuşmaya başlamadan önce bu güne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm kampanyalarımızın altında imzası olan, seçimlerle ve önemli zaman dilimleriyle özdeşleşmiş kampanyaların, sloganların, reklamların altında imzası bulunan, 15 Temmuz'da oğlu Abdullah Tayyip Olçok ile şehit olan Erol Olçok'u anmadan geçemem. Kampanyamız elbette onsuz buruktu. Fakat Türkiye'nin yol haritasının şekilleneceği bir süreçte neye ve neden evet diyeceğimizi güçlü argümanlarla anlatan, “Büyük ve Güçlü Türkiye” iddiamızı her yönüyle ortaya koyan, geleneksel yöntemler olarak adlandırdığımız yüz yüze, göz göze iletişimi merkezine alan, bunun yanında sosyal medya ve teknolojinin tüm imkânlarını kullanan başarılı bir kampanya yürüttük. Kampanyalarda profesyoneller tarafından hazırlanan sloganlar, görseller, şarkılar, reklamlar kullanılır. Bizde de durum böyle oldu. Ancak önemli bir farkla. Bizim kampanyalarımız aynı zamanda dinamiktir, yani meydanların dilinden ve halktan beslenir. Bu yönüyle seçim kampanyamız son güne kadar halkın da katkı verebileceği, birlikte yürüttüğümüz bir süreçtir.

İSİMSİZ KAMPANYA YÜRÜTTÜLER

-Muhalefetin hayır kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 “Hayır” kampanyasının en belirgin özelliği isimsiz olmasıdır. Özellikle ana muhalefet partisi tarafından sahiplenildiği düşünülen fakat kimin olduğu fazla bilinmeyen bu kampanya karşıt olmanın dışında güçlü bir argümana dayandırılmamış görünüyor. Gördüğümüz şey, saçları 2 yanda örgülü küçük bir kız çocuğu, güneş figürü ve “Hayır” yazısı… Hepsi bu. Peki, ama “hayır” diyen kim? Yok. O zaman insan düşünüyor acaba kendileri bile inanmadıkları için mi altına imzalarını atmaktan çekindiler? Yoksa o kapılarına bırakılan, camlarına iliştirilen kâğıtlarda yazan, yalan dolanın altına isimlerini yazmaktan, adreslerini belirtmekten mi imtina ettiler? İsimsiz yürütülen bir kampanya sahiplenilmemiş demektir ve kendilerinin sahiplenmediği bir fikri toplumun sahiplenmesini beklemek “hayır” kampanyasının başarısızlığının en kısa özetir.

NEREDE İNSAN HAKLARI?

-Avrupa'nın açıkça“hayır” kampanyası yapmasını neye bağlıyorsunuz?

Avrupa, özellikle son yıllarda, dünya meselelerine karşı sergilediği tavır, insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara karşı duyarsızlığı ile anılırken bu kez Türkiye'nin iç meselelerine karşı aşırı duyarlı haliyle çıktı karşımıza. Herhalde dünya tarihinde ilk kez demokratik bir ülkede gerçekleşecek olan bir referandum öncesi sınırlar ötesinde böylesi bir kampanya yürütülmüştür. Bizim Cumhurbaşkanı'mıza, Başbakan'ımıza, hükümet yetkililerimize salonlarını kapatanlar, terör örgütlerinin paçavralarının sokaklarında özgürce dolaşmasından hiçbir rahatsızlık duymadılar. Parlamento binalarının önünde ''Erdoğan'ı öldür'' pankartlarına göz yumanlar, güya savunucusu oldukları insan haklarının hepsini ayaklar altına aldılar. Terör gibi küresel bir tehditle karşı karşıya olan insanlık için küresel iş birliğinin öneminin altını her fırsatta çizen Sn. Cumhurbaşkanı'mızın ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı bu tavrı anlamak mümkün değil.

EGEMENLİK MİLLETİN OLACAK

-Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçince neler değişmiş olacak?

Anayasa değişikliği ile hedeflenen, bugüne kadar gerek demokrasi ve özgürlük alanlarında gerekse yatırımlarla büyüyen Türkiye'nin tüm kazanımlarını taçlandıracak ve sahip olduğumuz en büyük gücümüz olan aziz milletimizin merkezinde olacağı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin” olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın “Cumhuriyetimizin son asırdaki en büyük kazanımı” olarak nitelendirdiği Hükümet Sistemi, gücünü milletten alan, millet iradesini her biri kendi içinde güçlenen yasama, yürütme ve yargı erklerinin merkezinde konumlandıran bir yapıya kavuşmuş olacaktır.

VESAYETÇİ ZİHNİYETE SON

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bu güne kadar anayasaya yapılan 18 müdahaleden en büyük farkı, sistemin ruhuna müdahalesidir. Bir terbiye ve hizaya sokma  aracı olarak darbeleri kullanan, tek tip bakış açısının hâkimiyetine girmeye zorlayan ve ''halka önemli meseleleri bırakamayız çünkü halk hata yapar'' düşüncesiyle hareket eden, halka güvenmeyen vesayetçi zihniyete karşıdır bu yeni sistem. Halka sormayın diyenler geçmişte olduğu gibi bugün de var, korku  imparatorluğu oluşturmaya çalışanlar artık kendileri korkmaya başladı zira Türkiye onların umdukları ve bekledikleri Türkiye değil artık.

ENGELLER KALDIRILACAK

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, merkezine milleti alan ve her sıkıntıda milletin hakemliğine başvuran, bu yönüyle egemenliğin kayıt şartsız milletin olduğu ilkesini güçlendiren bir yapıya sahiptir. Tozlu sandıktan çıkan rejim tartışmalarının artık miladı dolmuştur. Cumhuriyet'in 100. kuruluş yıldönümü için hedeflenen “Güçlü Türkiye” idealinin önündeki engeller kalktıkça ağırlıklarından kurtulacak olan ülkemizin uçuşa geçeceği günler yakındır.

ARTIK GERİ DÖNÜŞ YOK

-Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne 15 Temmuz'dan bakarsak neler söyleyebiliriz?

Türkiye, 15 Temmuz gecesi demokrasi, özgürlük ve vatan uğruna tek yürek olmuştur. Ülkemiz bundan sonra artık vesayetçi zihniyetler ve karanlık odaklar tarafından önü kesilmeyecek bir hıza ulaşmıştır. Artık Türkiye için demokrasiden, özgürlüklerden, kazanımlardan, yatırımlardan, ilerlemekten ve büyümekten geri dönüş yok! İşte bu bir iddiadır ve bu iddianın gerçekleşmesini sağlayacak güçlü bir yönetim mekanizmasına ihtiyaç vardır. Bu da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Toplumun her kesimini ilgilendiren alanlarda gerçekleştirdiğimiz devrim niteliğindeki kazanımların devamlılığı da bu iddialı tavrımızı güçlendiriyor. Madem Türkiye eski Türkiye değil, o zaman yola eski Türkiye'nin alışkanlıkları ile devam edemeyiz. 18 maddelik bu anayasa değişikliği aslında çok köklü bir reformlar bütünüdür ve güçlü bir sesle “evet” dediğimizde bir bir hayata geçireceğimiz yeniliklerin de habercisidir.

REKORA İMZA ATACAĞIZ

-Peki kendi seçim bölgeniz Samsun'da çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Samsun, milli mücadelenin başladığı ve kurtuluş mücadelesinde ilk adımın atıldığı şehirdir. Samsun'da ve Türkiye genelinde özellikle teşkilatlarımızın, ana kademe, kadın ve gençlik kollarımızın gayretli çalışmaları sürecin başarıya ulaşmasındaki en önemli etken olacaktır. Esnaf ziyaretleri, salon toplantıları, ev toplantıları, mitingler vb. farklı programlarda halkımızla içiçeyiz. Yaklaşık 1 aydır sahadayız, her geçen gün artan bir ivme yakaladığımızı söyleyebilirim.