08.06.2017 09:45:13

Ramazan mekteptir

Söyleşi: Sabri Gültekin

DOÇ. Dr. Durak Pusmaz hocaefendiyle “Ramazan İklimi”nin maddî ve manevî güzelliklerini yâd etmek, bilgimizi tazelemek üzere kısa bir söyleşi planlamıştık. Amma velakin Pusmaz hocamın tatlı muhabbeti Ramazan'ın bereketiyle birleşince konu konuyu açtı, kitabî sözler uzadıkça uzadı. Söyleşimizin son bölümünde de merak edilen ilginç konulara cevap aradık. İnşaallah maksat hâsıl olmuştur. 2 gündür sürdürdüğümüz söyleşimize, virgül koyduğumuz yerden devam edelim efendim... 

- Hocam şu imsak vakti meselesi her Ramazan ayının vuzuha kavuşturulamayan tartışma konusu. “Şafağın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için” (Bakara, 187) âyetini biraz açıklar mısınız? Bu hususta neden bir fikir birliğine varılamıyor?

- Aslında sizin de sorunuzda belirttiğiniz âyet-i kerimede orucun ne zaman başlayıp ne zaman biteceği belirtiliyor. Âyet şöyle: “Fecir vaktinde beyaz iplikle siyah iplik bir birinden ayırt edilinceye kadar gece boyunca yiyin-için sonra akşam olup güneş batıncaya kadar orucunuzu tam tutunuz” buyruluyor. Demek ki oruç fecir vaktinde, başka bir ifade ile tan yerinin ağarmasıyla başlıyor, güneş batıncaya kadar devam ediyor. Âyet-i kerimede geçen beyaz iplikle siyah ipliği Peygamber Efendimiz gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı olarak açıklamıştır. Fecir iki kısma ayrılır:

1- Fecr-i Kâzip: Tanyeri ağarmadan önce ufukta dikey olarak beliren ve kısa bir süre sonra kaybolan beyazlığa 'yalancı, aldatıcı fecir' anlamında fecr-i kâzip denir. Bununla imsak/oruca başlama vakti başlamamış, sabah namazının vakti de girmemiştir.

2- Fecr-i Sâdık: Fecr-i kâzibin kaybolmasından bir müddet sonra bir karanlık çöker. Sonra doğu ufkunda yatay olarak bir beyazlık belirir. Buna gerçek fecir anlamında fecr-i sâdık denir. Fecr-i sâdıkın belirmesiyle: Yatsı namazının vakti çıkar. Sabah namazının vakti girer. İmsak yani oruca başlama vakti girmiş olur. Artık yemeye içmeye son verilip oruca başlanılır. Bunun tartışılacak bir yanı yok.

 

Oruçlu zararlı şeylerden kendisini koruması

 

Kur'an-ı Kerim'de, Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de farz kılındı. Umulur ki, oruç sayesinde kötülüklerden sakınırsınız. Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varırsınız” (Bakara Sûresi, 183) ifadesi Müslüman oruç sayesinde varacağı noktayı açık bir şekilde tarif ediyor.

- Evet, orucun farz kılınmasının hikmetlerinden biri de mümini takvaya ulaştırmak, ona sorumluluğunun bilincinde olma melekesini kazandırmaktır. Takva vikaye kökünden gelmektedir. Vikaye kişinin zararlı şeylerden kendisini koruması demektir. Dinî manası ise kişinin, dünyada iken ahirette kendisine zarar verecek şeylerden koruması demektir. Oruçlu kimsenin midesini yemeden içmeden koruduğu gibi dilini, gözünü, kulağını ve hatta kalbini de kötü duygu ve düşüncelerden koruması gerekir.

Oruç yalnız aç ve susuz kalmaktan ibaret değildir

- Orucu bedenle tutuyoruz da, ruhumuza tutturamıyoruz demek ki…

- Orucu bedenimizle tutuyoruz, maddî açıdan orucu bozacak olan yemeden, içmeden ve cinsi münasebetten kaçınıyoruz. Ama manevî yönden orucumuza zarar verecek veya sevabını giderecek tutum ve davranışlardan kaçınmıyoruz. Oruçlu insan ibadet halinde demektir. Onun için orucun maddi şartlarının yanında manevî şartları da vardır. İmam Gazzali'nin de belirttiği gibi bu şartlar; oruçlunun elini, dilini, gözünü, kulağını ve diğer azalarını her türlü kötülük ve günahlardan korumasıdır. Peygamber Efen-dimiz hadis-i şeriflerinde buna dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştur: “Kim yalan söylemeyi ve onunla iş yapmayı terk etmezse Allah'ın onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” Efendimiz başka bir hadis-i şeriflerinde de, “Nice oruç tutan vardır ki, orucundan nasibi ancak aç ve susuz kalmasıdır, başka sevap alamaz ve nice de geceleyin kalkıp namaz kılanlar vardır ki, namazdan nasibi sadece uykusuz kalması olur” buyuruyor.

Kur'an, Allah'ın insanlığa en büyük lütfu ve nimetidir

- Ramazan ayının diğer aylara göre faziletleri nelerdir?

- Ramazan ayı dinimizce yüce ve kutsal kabul edilmiş bir aydır. Araplar Ramazan ayı için “seyyidü'ş-şuhûr yani ayların efendisi” der, biz de “on bir ayın sultanı” deriz. Onun bu kutsiyet ve fazileti Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde belirtilmiştir. Bir defa yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde inmeye başlamıştır. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “İnsanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur'an Ramazan ayında indirildi.” Kur'an-ı Kerim'in inzâli Allah'ın insanlığa en büyük lütfu ve nimetidir. Bundan daha büyük bir lütuf ve nimet düşünülemez. Çünkü Kur'an'ın hidayeti sayesinde insanlar küfürden imana, sapıklıktan hidayete, karanlıktan aydınlığa, cehaletten ilme, zulümden adalete kavuşmuşlardır. Yüce Rabbimizin “bin aydan daha hayırlı” olduğunu belirttiği Kadir gecesi bu ayın içerisindedir. Dinimizin beş temel esasından biri olan orucun da bu ay içerisinde tutulması emredilmiştir.

Diğer ümmetlere verilmeyen 5 şey bize verildi

- Peygamber Efendimiz, “Ümmetime Ramazan'da beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiçbir peygambere verilmemiştir” buyuruyor. Nedir bu müjdeler?

- Daha önceki peygamberlere ve ümmetlerine verilmeyen faziletler ve güzel meziyyetler Ramazan ayında bizim Peygamberimize ve biz ümmetine verilmiştir. Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Ümmetime Ramazan'da 5 şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiç bir peygambere verilmemiştir:

1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah Teâlâ ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime böyle bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez.

2- Akşamladıklarında, ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzel olur.

3- Melekler her gün ve gece onlara istiğfarda bulunup Allah'tan bağışlanmalarını dilerler.

4- Allah Teâlâ cennetine: ‘Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı' buyurur.

5- Gecenin sonu olunca, Allah Teâlâ hepsini bağışlar. Orada bulunanlardan biri: ‘- O gece Kadir gecesi midir?' deyince: Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir” buyurmuştur.

Ramazan ayı sadece oruç tutma ayı değildir

- Ramazan gecelerinin süsü teravih namazı, mukabele ve îtikâf için neler ifade etmek istersiniz hocam?

- Ramazan ayı sadece oruç ayı değil, sizin de sorunuzda belirttiğiniz gibi teravihi, mukabelesi ve itikafı ile tam bir ibadet ayıdır. Ramazan ayına topluca kılınan teravih namazları, camilerde hafızlar tarafından okunan mukabeleler, Ramazan'ın son on gününde itikafa ayrı bir güzellik katıyor. Bütün bunların ötesinde bu ibadetlerimizle sevgili Peygamber'imizin sünnetini yaşatıyoruz. Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde: “Kim benim sünnetimi yaşar ve yaşatırsa beni seviyor demektir. Kim de beni severse cennette onunla beraber olurum” buyurmuştur.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı'nı yıpratmaya çalışmak akıl kârı değil

 

- “Önünde Rahmet, ortasında mağfiret ve sonunda Cehennem'den azad” müjdesi bulunan uhrevî iklime kavuşmanın tarifsiz hazzını gönüllerimizde derinden hissediyoruz. Cennetin Reyyan kapılarının açılmasına, cehennem kapılarının kapanmasına ve şeytanların zincire vurulmasına vesile olan bu kutlu ayda yine de fitne durulmuyor...

- Ramazan aynı zamanda bir mekteptir. Bu ayda bizzat yaşayarak öğrendiğimiz ve edindiğimiz güzellikleri ömrümüzün kalan kısmında devam ettirmeliyiz. Müslümanlık aylık veya mevsimlik değil, ömür boyudur. Ramazan ayının bitmesiyle seccadeyi tesbihi kaldırıp gelecek Ramazanı beklememeliyiz. Peygamber Efendimiz nafile de olsa bir ibadeti yapmaya başlayınca ona devam ederdi. Biz ümmetine de “Allah katında ibadet ve amellerin en sevimli olanı az da olsa devamlı olanıdır” buyurarak ibadetlerde devamlılığa dikkati çekmiştir.

- Hocam fitne meselesi... Ramazan ayının öncesinde “Kutlu Doğum Haftası” ile ilgili bir sürü yaygara kopartıldı. İşin aslı nedir sizce; üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?

- Kutlu Doğum Haftası milletimiz tarafından benimsenmiş güzel etkinliktir. Mevlid kandili camilerimizde Kur'an-ı Kerim ve mevlid-i şerifler okunarak, dualar yapılarak kutlanmaktadır. Kutlu Doğum Haftası'nda ise cami dışında Peygamber Efendimiz çeşitli yönlerden konferans, açık oturum ve panel gibi vasıtalarla ele alınıp anlatılmaktadır. Bu konu üzerinde koparılan yaygarayı anlamak mümkün değil. Bunlar neye hizmet ediyor, niçin böyle yapıyorlar gerçekten anlamış değilim. Müslüman, Peygamberinin bir hafta boyunca çeşitli mekânlarda, medyada, görüntülü ve yazılı basında anlatılmasından rahatsızlık duyar mı? Eğer uygulamada yanlışlıklar varsa onların giderilmesi önerilir, daha güzel olması için tekliflerde bulunulur. Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığını yıpratmaya çalışmak akıl kârı değil. 

Kadir Gecesi dinimizde en kutsal ve faziletli gecedir 

- Kadir Gecesi Müslümanlar için ne ifade eder ve hangi günlerde aramalıyız?

- Mübarek kandil gecelerimizden biri de Kadir gecesidir. Kadir gecesi dinimizde en kutsal ve faziletli gecedir. Çünkü kandil gecelerimiz içerisinde Kur'an-ı Kerim'de ismi zikredilen tek gece Kadir gecesidir. Kadir Gecesi, içerisinde bu gece bulunmayan bin aydan daha hayırlı ve faziletlidir. Kur'an-ı Kerim'de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Kadir Gecesi'nin senenin hangi gecesi olduğu Kur'an-ı Kerim'de belirtilmemektedir. Konu ile ilgili hadis-i şerifler de muhteliftir. Kadir Gecesi sene içerisindedir, diyen bilginler olduğu gibi, Ramazan ayındadır, Ramazan'ın son on günündedir, son on gününün tek gecelerindedir ve nihayet Ramazan'ın yirmi yedinci gecesindedir diyen bilginler de olmuştur. Buna göre Kadir Gecesi'nin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, genellikle Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde olduğu tercih edilmiştir. Zaten öteden beri İslam âleminde de hep Ramazan'ın yirmi yedinci gecesinde kutlanmaktadır. Kadir Gecesi'nde yapılan ibadet ve taatların sevabı çoktur. Mümin bu geceyi dua ile, ibadet ve taatla geçirmeli ama, senenin diğer günlerini ve gecelerini de ihmal etmemelidir. Müminin dindarlığı günlük değil, ömür boyu sürmelidir.