13.06.2017 10:14:27

Kudüs’teki mirasa sahip çıkılıyor

Kudüs’ün İslami kimliğini taçlandıran Osmanlı Eserleri İsrail tarafından bir bir yok edilmek istenirken, Mirasımız Derneği ecdad yadigarı eserleri yaşatmak için seferberlik başlattı.

İSMAİL ZELVİ/KUDÜS

İSRAİL, işgal ettiği Filistin topraklarında; nüfusu, şehrin tarihi ve kültürel yapısını değiştirebilmek için her türlü zulmü yaparken, Mirasımız Derneği, yok edilmek istenen tarihi mirasımızı yaşatabilmek için Dernek Başkanı Muhammed Demirci'nin önderliğinde  8 yıldır seferberlik halinde çalışıyor.

Sadece Kudüs'te bakıma muhtaç 4 bin tarihi Osmanlı yapısının bulunduğunu belirten Mirasımız Derneği Başkanı Muhammed Demirci, bu güne kadar 70 ev ve 46 mescidi restore ettiklerini söyledi.

Hz. Ömer'den emanname

İslam'ın en önemli mukaddes şehirlerinden Kudüs, bizzat Hz. Ömer'in kumandaettiği ordu tarafından fethedildi. Şehri teslim alan adaletin simgesi Hz. Ömer'e, Hz. Meryem'in kabrinin olduğu düşünülen Kıyamet Kilisesi'nin rahibi, kiliselerinde namaz kılmasını teklif etti. Hz. Ömer ‘Ben burada namaz kılarsam, Müslümanlar benden sonra burayı camiye çevirirler, o yüzden şu kayanın üzerinde namaz kılacağım diyerek. Rahibin isteğini geri çevirir. Hz. Ömer efendimizin namaz kıldığı yerin üzerine Müslümanlar cami yaparlar, Kıyamet Kilisesi ile Hz. Ömer camii o gün bugün ortak duvarı paylaşan iki komşu olarak yaşıyor. Hz. Ömer'in Hristiyanların kilisesine kıyamete kadar dokunulmayacağını içeren ‘Emanname' camiinin girişinde duvarı süslüyor.

Müslümanlara zimmetli

Kıyamet Kilisenin çatısını Selahaddin Eyyübi Müslümanlara zimmetledi. Kudüs'ün ikinci fatihi Selahaddin Eyyübi kilisenin mülkünü satın almak ister, ancak bu mümkün olmaz, kilisenin çatısına komşu olan bir ev yaptırır, kilisenin çatısını da satın alarak Müslümanlara vakfeder. Evi Kudüs'ün fethinde büyük çaba gösteren Allavi ailesine zimmetler. Allavi ailesi kilisenin çatı bakımını o gün bugün yapıyor. Selahattin Eyyübi'nin emanetine sahip çıkıyor.

Kilisenin anahtarları Müslümanda

Hristiyanlık mezheplerinin hepsi tarafından kutsal sayılan Kıyamet kilisesinin anahtarları da Müslümanların elinde. Kilisenin temizliği konusunda anlaşamayan Hristiyanlar en sonunda bir Müslümana anahtarı teslim etmeye razı oldular. Ve kilisenin kapısı hergün Müslümanlar tarafından açılıp kapatılıyor.

Cami, Ermeni'ye satıldı 

İşgalci İsrail, uyguladığı politikalarla, islam eserlerini, Osmanlı yapılarını yok ederek, onları Yahudilere ve Hristiyanlara mal etmek için uğraşıyor. Yafa'da bulunan Tabiin Camii, İsrail'in kayıp mülkler kanunu bahanesiyle Ermeni bir aileye satıldı. Halen Camii, Ermeni ailenin evi olarak kullanılıyor. Yafa'da İsrail'in üstüne çökmek istediği Hasan Paşa Camii ve Bahar Camileri ise Mirasımız Derneği tarafından restore edilerek işgalden kurtarıldı.

Mezarlığa Hoşgörü müzesi

Kudüs'te Mevlevi Camii'de İsrail işgalinden kurtarılarak Mirasımız Derneği tarafından aslına rücu ettirilen 46 camiden birisi. İsrail, sadece cami ve binalar değil, su sarnıçları, surlar, mezarlıkları da tahrip etmenin derdinde. El Halil Camii'nde yapılan katliamdan sonra yarısını işgal eden İsrail, Sultan Abdülhamit Han'ın şehre su vermek, Mescid'i Aksa'yı ziyaret etmek için yaptırdığı su sarnıcının bakımını ve onarımını yaptırmıyor. Halen bir mezbelelik halinde olan su sarnıcının onarımı için Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın tüm girişimleri boşa çıktı. Kudüs'te ise Kanuni Sultan Süleyman Han'ın yaptırdığı sarnıç yıkılarak üstüne eğlence merkezi yapıldı. Tarihi Osmanlı mezarlığı yıkılarak, bir kısmı park haline dönüştürüldü, bir kısmının üzerine ise hoşgörü müzesi yapılıyor.

70 ev 46 cami

Dernek, hayırsever Türk halkının desteğiyle Kudüs ve civarında yaptığı çalışmalarını, Türk kamuoyuna yansıtmak için bir grup gazeteciyi Filistin'e götürdü. Kudüs, Yafa ve Hayfa'da restore edilen tarihi evler, çarşı, cami, mescit ve külliyeler hakkında bilgi verildi.

  Dernek Başkanı Demirci, ecdatlarının Filistin'de inşa ettiği zaman içinde tarihi özellik kazanan ancak bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelen eserleri, asıllarına uygun bir şekilde restore ederek geleceğe taşımayı amaçladıklarını söyledi.

 Kadim Kudüs olarak bilinen ve pek çok tarihi eserin bulunduğu bölgede çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını dile getiren Demirci, "Kudüs'te tespit edilmiş 4 bin tarihi ev ve yüzlerce mescit var. Şimdiye kadar 70 ev ve 46 cami ile mescit restorasyonu gerçekleştirdik. Daha elden geçirilmesi gereken çok yapı var." diye konuştu.

Demirci, son birkaç yıl içinde Akka Küçük Cami, Mevleviye Mescidi, El Hamule Cami, Hasan Paşa Cami, Hayfa Ulu Cami, Bahar (Deniz) Cami, Biir Eyüp Camii gibi birçok tarihi mekanı restore ettirerek gelecek geleceğe taşımayı başardıklarını ve tarihi yapıların yok olmaktan kurtardıklarını kaydetti.

Tarihi eserleri yaşatalım

İsrail'in denetim ve kontrolü altındaki yerlerde restorasyon faaliyetini yürütmenin güçlükleri ve maliyetlerinin de yüksek olduğunu anlatan Demirci, "Eski Kudüs'teki tarihi eserleri iki kısımda değerlendirmek mümkündür. Birincisi tamamen İsrail'in kontrolünde olan Yahudi derneklerin inisiyatiflerindeki Megaribe Mahallesi ve Kapısı gibi yerler. İkincisiyse Kudüs'ün yerli Müslüman ve Hıristiyan ahalisine ait yani gerçek sahiplerin elinde olan eserler. Yahudilerin kontrolündeki yerde bulunan tarihi eserlere hiçbir şekilde müdahale edilemiyor. Ancak Müslümanların yaşadığı bölgelerdeki tarihi eserlere izinler ölçüsünde müdahale edip, bunları restore ederek geleceğe taşıyabiliyoruz. Sadece Mirasımız Derneği değil, başta TİKA olmak üzere bazı kurum ve kuruluşlar, Filistin'deki Osmanlı eserlerinin yaşatılması için ciddi çaba sarf ediyorlar. Bizler, ecdadımızın Filistin'de inşa ettiği tarihi yapıları aslına uygun restore ederek yaşatmak ve geleceğe taşımakta kararlıyız" ifadelerini kullandı.  

Restorenin anlamı büyük

"Kudüs'te bir evi restore etmek, Mescid-i Aksa'yı korumak anlamına geliyor" diyen Demirci sözlerini şöyle tamamladı:  "Ev restorasyonu demek, orada ailenin yaşaması demektir. Kudüslü her aile kendini Mescid-i Aksa'yı korumaya vakfetmiş. Bunlara murabıt deniliyor. Bunların kalabilecekleri evleri geleceğe taşımak Mecsid-i Aksa'nın geleceğini garanti altına almak demektir. Şimdiye kadar Kudüs'ün Fatihi  Selahattin Eyübi'nin kaldığı evi dahi birçok evi işlemden geçirdik. İşimiz çok. İzinler ölçüsünden elimizden geldiğince Osmanlı döneminde yapılar eserleri, gelecekler nesillerin görmesi için yaşatacağız."