11.05.2017 08:28:11

Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kalkınmasını, güçlenmesini hazmedemeyenler dünyada çok fazla. Dolayısıyla bizim gerekirse her şeyden önce kendi göbeğimizi kendimiz kesebilmemiz lazım” dedi.

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Kuveyt'e yaptığı resmi ziyaret sonrası Türkiye'ye dönüşte, kendisini takip eden basın mensuplarıyla ülke gündemini değerlendirdi.

Erdoğan, sözlerine Kuveyt'e neden geldiklerini açıklamakla başladı. Havalimanı inşasında ve işletmesinde, Limak'ın belli bir deneyimi ve tecrübesinin artık gözardı edilemez duruma geldiğini söyleyen Erdoğan, “Bildiğiniz gibi Limak Holding'in burada yüklenmiş olduğu havalimanı projesi vesilesiyle geldik. Kuveyt Uluslararası Havalimanı'ndaki 4.4 milyar dolarlık terminal yatırımını Limak üstlenmiş durumda. İlk planda söz konusu terminalin 6 yılda tamamlanması öngörülmüştü. Fakat Limak süreyi kısaltarak 4 yılda bitirme sözünü vermiş bulunuyor. Temenni ederiz ki, inşallah bu havalimanıyla birlikte burada Türkiye'nin bir mührü olmuş olur” dedi. 

Ticari ilişkilerimiz

Erdoğan, daha sonra iki ülke arasındaki ticari ilişkilere değindi:“Kuveyt makamlarıyla yaptığımız görüşmelerde ikili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarma teklifimiz oldu.

Gerek savunma sanayiinde gerek ekonomi ve dış ticarette kırmızı ve beyaz ette, gıdada birçok şeyi beraber yapma hususunda kararlılığımız oluştu. Korvet ve fırkateyn yapımınde ve gemi inşaası konusunda Türkiye'nin bilgi ve deneyimini paylaşma fırsatımız oldu”

5 milyar dolar

Eylül ayında Kuveyt başbakanı Cabir El Mübarek El-Sabah'ın ülkemizi ziyaret edeceğini söyleyen.Erdoğan, “Burada konuştuğumuz konuları o zaman tekrar gözden geçirip ele alacağız. İlk etapta, şu sıralar 1- 1.5 milyar dolar civarında olan ticareti 5 milyar dolara çıkarma hedefi koyduk. Temennim odur ki bunu gerçekleştirebiliriz. Verimli bir ziyaret olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Soru-Cevap bölümü

Erdoğan'ın basın mensuplarıyla sohbetinde sıra soru-cevap bölümüne gelince Türkiye ve dünya gündemine ilişkin konular gündeme geldi.

-Körfez İşbirliği Konseyi ile serbest ticaret anlaşmasından da bahsetmiştiniz. Nasıl işleyecek? 5 milyar dolarlık hedefe ulaşılacaksa hangi sektörler öne çıkabilir? Kuveytliler hangi sektörlere ilgi duyuyor?

Biz kendilerine Türkiye olarak neleri verebiliriz bunlardan bahsettik. Gıda olabilir, yaş sebze meyve, kırmızı et, beyaz et olabilir. Ama hepsinden öte serbest ticaret anlaşması noktasında teklifimiz var. Hatta bir de müşterek paramızla yatırım ortaklığıyla ilgili bir fon kurulması teklifini yaptık. Eylül ayındaki başbakan ziyareti zannediyorum bu konuları da gündeme alacağımız ziyaret olacaktır.

Piyasaların durumu

-Referandum bitti. Yeni sistemin ilk ayağı da, yani partili cumhurbaşkanlığı başlamış oldu. Önümüzde 2 yıl süre var. Bu dönemde ekonominin yeniden atağa geçmesi konusunda ne tavsiyeleriniz olabilir? Hâlâ beklentiler var çünkü piyasalarda?

Aslında piyasalarda canlanma kendini şu anda ciddi manada hissettirdi. 21 Mayıs'ta malum kongremiz var. Bununla birlikte bu sürecin çok daha hızlanacağı inancındayım. Türkiye aslında ekonomik olarak sıkıntılar yaşayan bir ülke değil; bunlar bir anlamda dünya ekonomisinin yaşadığı med cezir hareketi gibidir. Gelir geçer. Türkiye ekonomisi artık o geçmişteki gibi bir ekonomi değil. Hem devlet hem özel sektör olarak iyi bir ivme yakaladık. Şimdi biz tırmanma sürecini farklı şekilde yakalayalım istiyoruz. Başta finans sektörü, ki onlar bile soru işaretleriyle dolu dönemi geride bıraktı, girişimcilere ve yatırımcılara kapılar açan yaklaşım içindeler. Bizim finans sektörüyle girişimci arasındaki bağı daha da güçlendirmemiz lazım, sıçrama için bu çok önemli. Burada Limak'ın yaptığı yatırımda Türk bankaları teminat mektuplarıyla yerlerini aldı. Çekinmemiş vermiş. Bizimkiler böyle bir katkıda bulununca uluslararası finans sektörü ne yapıyor, onlar da dikkat ediyorlar.

Çok miktarda ve farklı şekilde küresel sermayenin de Türkiye'ye girişinin arttığını göreceğiz. Bundan en küçük kuşkum yok.

-Türkiye sadece Batı'da değil Doğu'da da ilgi gören bir ülke. Şimdi Çin seyahatine çıkıyorsunuz, Kuşak ve Yol Zirvesi, Çin'in en büyük projesi. Türkiye'yi de bu yolun ortak koridorunu / kavşağını tutan ülke olarak tanımlıyorlar. Bu seyahatinizde bu projeye dair önemli bir anlaşma imzalayacak mısınız?

Çin seyahatiyle ilgili, bizim uzun zamandır, ta başbakanlığımdan beri, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile bizim Dolmabahçe'de yaptığımız görüşme vardı. O zaman bunları görüşmüştük. Fakat sonra bu işin bir askıya alınma durumu oldu. Arkadaşlarımızın konuyla ilgili çalışması var. Çalışma neticesinde bunu gerçekleştirebilirsek inşallah Türkiye Çin arasındaki işbirliğinde iyi bir konuma gelmiş olacak. İmzalar atılmadan bir şey söylemek istemiyorum. İmzalanması halinde bu, Türkiye-Çin arasındaki ilişkilerde çok ciddi sıçramayı getirecektir.

-----------------------------------------------------

-Son günlerde müttefik olarak bildiğimiz ülkelerin PYD ve YPG ile farklı ilişkiler içinde olduğunu gözlemliyoruz. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz.?

Türkiye, üzerinde oyunların oynandığı bir ülkedir. Türkiye'nin kalkınmasını, güçlenmesini hazmedemeyenler dünyada çok fazla. Dolayısıyla bizim gerekirse her şeyden önce kendi göbeğimizi kendimiz kesebilmemiz lazım. Bunun başka çaresi yok. Gerektiğinde önleyici tedbirleri biz kendimiz alacağız. Kendimiz alamazsak bunlar bizim için her an sıkıntıdır. PYD- YPG'yi düşünün, bir bakıyorsunuz NATO'da beraber olduğumuz ülkeler bunlarla işbirliği yapıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. NATO'da sizinle beraber olan biziz, terör örgütü beraber değil. Öte yandan ‘YPG-PYD'nin Türkiye'ye zarar vermesini istemeyiz' diyorlar. Bu işler lafla olmuyor ki! Bu, PYD ile PKK arasındaki ilişkiyi tespit edememenizin alametidir. Tüm bunları,  NATO zirvesinde A'den Z'ye gündeme getireceğiz.

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Ahmed Cabir el Sabah'ın görüşmesi samimi ortamda gerçekleşti 

Türkiye'siz karar verilemez

Bunları ABD ziyaretimde konuşacağız. Konuşmak durumundayız. Çünkü birbirimizi anlamaya mecburuz. Ortadoğu'da Türkiyesiz bir karar verilmesi düşünülemez. Eğer Türkiye'nin fikrine müracaat etmeden birileri karar alıyorsa bunun bedelini aslında ağır ödüyorlar. Hem ekonomik olarak hem de insan kaybı olarak ödüyorlar. Bir de huzuru yok ediyorlar. Şu anda bölgede huzur var mı? Irak'ta var mı huzur? Yok. Suriye'de var mı? Yok. Geç Filistin'e, orada da yok. O anlayışla olmaz.

Bu nedenle süratle bunu halletmemiz gerekir. İşte Suriye sınırımız 911 kilometre, Irak sınırımız 350 kilometre. Öyleyse Türkiye ile ne yapabiliriz diye düşünmeleri gerekir; buna göre adım atmaları gerekir diye düşünüyorum.

-Hakan Fidan, Hulusi Akar ve İbrahim Kalın'dan oluşan bir ön heyet sizin temaslarınızdan önce Amerika'ya gidip görüşmelere başladı. Beklentileriniz ne durumda? ABD'nin YPGye bakışı ve FETÖ'ye bakışı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Arkadaşlarımızla ben bugün yarın görüşeceğim. O görüşmeler benim için nihai görüşmeler değildir. Nihai görüşme benim yapacağım görüşmelerdir. Bunlar ön görüşmeydi. Hangi ölçekte geçti, nasıl geçti vs. bunları dinledikten sonra, inşallah bizim sayın Donald Trump ile yapacağımız görüşmedir asıl belirleyici olan. Diğerleri bana göre belirleyici değildir. Ben bu ön görüşmeleri adeta peşrev gibi görüyorum. Arkadaşları tabii ki dinleyeceğiz ancak bizim bizzat karar verici ile yapacağımız görüşmemiz belirleyici olacaktır.

-CHP'de Muharrem İnce, Fikri Sağlar, Deniz Baykal, Selin Sayek Böke gibi isimlerin başını çektiği parti içi bir muhalefetin kazan kaldırması söz konusu. Kemal Kılıçdaroğlu'ndan “Saray CHP'nin içini karıştırıyor” gibi bir açıklama geldi.

Orasının adı saray değil, Külliye! Dedikleri, külliyen yalan. Bizim kendi işimiz gücümüz var. O işlerle ne yapacağız. Maalesef adresi yanlış göstermiş.

-21 Mayıs'tan sonraki süreç nasıl gelişecek? Bakanlar değişecek mi?

Geçen de anlatmıştım, doğmamış çocuğa don biçilmez. Bir kere doğum gerçekleşsin inşallah. 21'inden sonra zaten her şeyimizi duyacaksınız, takip edeceksiniz. Başbakan olunca 100 günlük bir proje açıklamıştım. Şimdi inşallah yine kongrenin ardından da, tabii ki bir yol haritası açıklarız.

-Adı 100 gün mü olacak?

(Gülerek yanıt veriyor) Benzer... Yani 100 olmaz da belki 6 ay olur...  

Merkez siyaseti AK Parti başlattı

-Fransa'da geçtiğimiz pazar günü yeni bir isim cumhurbaşkanı oldu. Siz de kendisini tebrik ettiniz. İzleniminiz nedir? Hem de Türkiye AB ilişkileri bu süreçte nasıl bir seyir izler?

Doğrusu olumlu bir havada geçti telefon konuşmamız. Birbirimizi tanımıyoruz. Bende olumlu izlenim bıraktı.  Şu an önümüzde Brüksel var orada bir arada olacağız. Ardından G20 var, orada da görüşeceğiz. NATO'da bir araya gelmeyi kendisi teklif etti. Brüksel'de baş başa görüşürsek memnun olurum dedi. Bana göre, AK Parti biliyorsunuz, Türkiye'de ilk defa ne sağ ne sol, tam tersine merkez siyasetle çıkmış bir partidir. Şu anda Macron'un da merkez siyaseti temsil ediyorum diye çıkması bir şeylere işaret ediyor. Dünya artık artık sağ sol savrulmasını değil, merkezci bir tespiti yapmış durumda. Biz merkez siyaset dediğimiz zaman bazı köşe yazarları bizimle dalga geçiyordu. ‘Jean Jacques Rousseau'dan bu yana Montesquie'den bu yana böyle bir siyaset olmadı muhafazakar demokraside, nereden çıkardınız bunu' diyenler vardı.  Acaba bunlar şimdi ne diyor? Biz muhafazakar demokrasi olarak çıktık, o düşünürlerden böyle bir şey görmemiş olabilirsiniz biz de siyaset literatürüne, bilimine böyle bir kavramı getirdik. Şimdi size düşen bunun üzerine çalışmaktır. Neticede Türkiye'de bu anlayış 14-15 yıldır hamdolsun iktidarda. Demek ki millet bu anlayışı kabullendi, beğendi. Milletimize en ideal hizmeti vermek için de büyük gayretler sarf ettik. Buna da devam edeceğiz. Şunu da söyleyeyim, eksiklerimiz yok mudur mutlaka vardır. Bu eksiklikleri görerek, gidererek, ülkemizi çok daha olumlu istikamette birlik beraberlik için de bir yere taşımamız lazım.

Sisi'yi hiç konuşmadık

-Sizden önce Mısır Devlet Başkanı Sisi'nin Kuveyt ziyareti vardı. Şeyh Sabah da kısa süre önce Türkiye'ye gelmişti. Acaba bütün bu gelişmeler bir diplomasi trafiğinin kavşak noktası olabilir mi? Yoksa tesadüf mü?

Bizim gündemimizde Sisi hiç yer almadı. Öyle bir şey olmadı. Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'yle neler görüştüklerini bilmiyorum. Ama dediğim gibi bizim bugünkü gündemimizde o tür bir konu hiç yer almadı.