30.05.2017 09:10:38

FETÖ, Batı'nın piyonu!

Fetullah Gülen’in temas ettiği ilk etkin isim Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Sekreteri Kasım Gülek’tir. Kasım Gülek, bu örgütün uluslararası bağlantılarını ve ilişkilerini tesis eden isimdir. FETÖ, Batı’nın Türkiye aleyhine kullandığı bir piyondur.

Başbakanlık Başmüşaviri Abdülkadir Özkan, FETÖ yapılanmasının dününü ve bugününü Milat'a anlattı.

ADİL GÜLMEZ-İSTANBUL

FETÖ üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Başbakanlık Başmüşaviri Abdülkadir Özkan, gazetemize verdiği röportajda FETÖ ile mücadele sürecinde gelinen noktayı değerlendirdi.

“İtirazların AK Parti'ye yakın çevrelerden ve parti tabanından geliyor olması, eleştirilerin dikkate alınmasını zorunlu kılıyor” diyen Özkan, hükümetin zan altında bırakılmak istendiğini belirtti.

-FETÖ ile mücadele sağlıklı devam ediyor mu?

Bu soru, son günlerde sıklıkla soruluyor. FETÖ ile yürütülen mücadelenin akamete uğratıldığına yönelik ciddi eleştiriler var. Kamu vicdanını yaralayan gelişmeler, bu iddiaların yüksek sesle dillendirilmesine de zemin hazırlıyor maalesef. İtirazların AK Parti'ye yakın çevrelerden ve parti tabanından geliyor olması, eleştirilerin dikkate alınmasını zorunlu kılıyor. Hukukî sürecin işletildiği bir dönemde, kimi yargı mensuplarının aldıkları sorunlu kararların hükûmeti zan altında bırakması, bunun siyasete fatura edilmesi sıradan bir sorun olarak görülemez. Darbeye bizzat destek verdiği bilinen örgüt mensubu bazı isimler sorgusuz sualsiz serbest bırakılırken örgütle dolaylı irtibatı olduğu iddia edilen kişilere yönelik operasyonların hız kazanması; gizli bir elin, bu süreci hükûmetin aleyhine çevirmeye çalıştığı şüphesini arttırıyor. Örgütün tarihsel serüvenini ve faaliyetlerini yakından inceleyenler, devam eden süreçte kripto örgüt mensuplarının dahli olmasından şüpheleniyor.

Uluslararası bağlantı!

-FETÖ'nün ilk irtibata geçtiği siyasî parti hangisidir?

Bu yapının lideri Fetullah Gülen'in, örgütün kuruluş aşamasında temas ettiği ilk isim Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Sekreteri Kasım Gülek'tir. Kasım Gülek, bu örgütün uluslararası bağlantılarını ve ilişkilerini tesis eden isimdir. Gülek'in cenaze namazı, vasiyeti üzerine Fetullah Gülen tarafından kıldırılmıştır. 1970'lerde Gülen'in CHP eski Genel Başkanı Ecevit ile kurduğu diyalog, yıllar sonra, hatırlayacaksınız kendisine “şefaatçı” olacağını açıklamasıyla yeni bir boyut kazanmıştı. 1980'lere gelindiğinde ise Gülen ve örgütü, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından örtülü ve açıktan desteklenmiştir. Sonrasında rahmetli Özal'ın da önemli katkıları olmuştur. 1990'larda devlet kademelerinde önemli makamları ele geçiren bu yapıya, “devlet aklı” 2000'li yılların başına kadar ciddi bir reaksiyon göstermemiştir. 28 Şubat sürecinde yaşananları farklı bir bağlamda değerlendirmek gerektiğinden bu kategorinin dışında tutuyorum. AK Parti iktidarında ise bu yapının bir tehdit olarak anlaşıldığı, ülkenin geleceği bakımından büyük bir tehlike olduğunun netleştiği andan itibaren örgütün hamiliğine soyunan isim maalesef CHP'nin genel başkanı olmuştur. AK Parti ve Erdoğan muhalifliği CHP'nin genel başkanını FETÖ'nün hamiliğinde konumlandırmıştır. Daha da ötesi, Deniz Baykal'ın görevden istifa etmesine neden olan kaset kumpasının FETÖ'nün siyasî bir operasyonu olduğu artık biliniyor. 17/25 Aralık sürecinde CHP genel başkanının FETÖ liderine, örgüt mensuplarına, örgüt medyasının tetikçilerine sahip çıkan ifadeleri hala arşivlerde mevcuttur. Eğer bugün, Türkiye'de FETÖ ile iltisakı olan ilk siyasi partinin kim olduğu sorusuna cevap arayacaksak, doğru adres Cumhuriyet Halk Partisi'dir.

FETÖ diasporası var!

-FETÖ, Batı'yı etkileyebiliyor mu?

Uzun yıllar yurt dışında profesyonelce teşkilatlanmış bir yapıdan söz ediyoruz. Hali hazırda Batı'da, Amerika'da faaliyetleri devam eden etkin bir FETÖ diasporası var. Bu diaspora bir dönem Türkiye'nin yurt dışı PR çalışmalarını da üstlendiğinden Batı dünyasını etkileyebilme kabiliyetleri çok yüksek. O nedenle bugün Batı'daki toplantılarda örgüt mensuplarının aleyhine konuşmak çok ikna edici olmuyor. Batı'da bu örgüt üzerinden Türkiye'yi zayıflatmak isteyen bir siyasi politik duruş olduğu kadar olan biteni anlamak isteyenlerin olduğu da muhakkak. Somut deliller üzerinden bu örgütün ve örgüt mensuplarının yasa dışı, illegal yüzünü Batı'daki vicdan sahibi insanlara göstermek gerekiyor.

Kullanışlı bir kart!

-Batı FETÖ'den neden vazgeçemiyor?

FETÖ, Batı siyasetinin Türkiye aleyhine kullanılabileceği etkili ve iyi bir piyon. O nedenle kısa vadede bu örgütten vazgeçebileceklerini düşünmemek lazım. Zor zamanlarda Türkiye'nin elini zayıflatmak amacıyla masaya sürdükleri ve sürmeye devam edecekleri kullanışlı bir kart aynı zamanda. Ortadoğu'da haritaların yeniden çizildiği bir tarih diliminde yaşıyoruz. Son on beş yılda güçlenen ve büyüyen bir Türkiye var. Ve bölgede söz sahibi olmak isteyen bir dış politikada ısrar ediyor. Kendi göbeğini kendi kesmek isteyen ve bölgesel siyasette etkili bir aktör Türkiye... Her ne kadar Suriye politikasında yaşanan kırılmalar, bölgesel gerçeklerle çelişse de son tahlilde Türkiye, Suriye konusunda belirleyici bir güç olmaya devam ediyor. Böylesi kritik bir süreçte Türkiye'nin elini zayıflatmak için daha nice FETÖ kartları tedavüle sokulacaktır. O nedenle dikkatli ve bilinçli olmak gerekiyor.

-Malumunuz FETÖ dini araç olarak kullanan bir teşkilat. Diğer tarafta Batı'nın kucak açtığı din kaynaklı olmayan PKK; DHKPC gibi terör örgütleri var. Siz bir süredir FETÖ üzerinde ciddi çalışmalar yapıyorsunuz. Hazırladığınız kitapların İngilizce versiyonları amazon sitesinde Batılı okuyuculara ulaşıyor. Şunu merak ediyorum; FETÖ ile PKK ve DHKP-C örgütlerinin bir bağlantısı var mı?

Dünya üzerinde faaliyet gösteren binlerce illegal örgüt var. Büyük çapta eylem planlayan ve gerçekleştiren terör örgütlerinin güçlü istihbarat teşkilatları tarafından kullanıldığını, desteklendiğini, yönlendirildiğini biliyoruz. Modern dünyada “vekalet savaşı” dediğimiz gerçek, terör örgütlerinin de sürece dahil edilmesiyle uygulanıyor. Bugün Suriye'de ABD'nin doğrudan ve açıktan attığı adımlar bu süreci meşrulaştırır cinste. O nedenle bu tür illegal yapıların başka istihbarat birimleriyle bağlantıları olduğu kadar, faaliyeti devam eden başka terör gruplarıyla da koordineli işler yapabildikleri bir gerçek. 15 Temmuz çatı iddianamesinde FETÖ'nün diğer terör gruplarıyla olan irtibatı da yakın mercek altına alınmış durumda. İlerleyen süreçte bu ilişki biçiminin hangi boyutlarda olduğunu göreceğiz. 

-15 Temmuz meşum sürecinden ders almayan FETÖ'nün, özellikle Batı aleminde ve yurt içinde yeniden yapılanmaya çalıştığı iddia ediliyor. Bu gayretleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de yürütülen operasyonların FETÖ'nün yurt içinde önemli ölçüde güç kaybetmesine neden olduğu doğrudur. Ancak süreci akamete uğratmaya çalışan, başta da sözünü ettiğimiz gibi gizli bir elin müdahaleleri, örgütün Türkiye aleyhine ortaya koyduğu tezlerin Batı'da güçlenmesine zemin hazırlıyor. Örgüt, bugün Batı'da dünden daha meşru bir sivil toplum kuruluşu olarak görülüyor. Örgüt lideri, örgütün tepe kademesindeki önemli isimler ABD'deki varlıklarını sorunsuz devam ettiriyor. Finansal kaynaklarında her hangi bir kesinti yok. Charter okullar üzerinden ABD'den yıllık ödeneklerini almaya devam ediyorlar. Yurt dışındaki eğitim kurumları, şirketler, medya kuruluşları faaliyetlerine devam ediyor. Bu durumda örgütün Türkiye dışında, özellikle Batı'da ve ABD'de zayıfladığını söylemek mümkün değil. Bu nedenle 15 Temmuz'da bu örgütü araç olarak kullanan “aklın”, son bir kez daha şansını deneyebileceği ihtimalini göz ardı etmemek lazım. Bugün örgütün yurt içinde büyük ölçüde tasfiye edilmiş olması bu ihtimali zorlaştırıyor ancak sürece müdahil olan kripto örgüt mensuplarının hâlâ aktif olması dikkatli olmayı gerektiriyor.