07.06.2017 10:21:03

Engelsiz Eğitimden Yetenek Avcılığına

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, “Sosyal politikalar konusunda bu alanda kendimizi dünyanın iyi ülkeleri arasında sayabiliriz. Hatta bu konuda pek çok gelişmiş ülkenin de üzerindeyiz” dedi.

Neşat GÜNDOĞDU/ANKARA

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, özel eğitim anlamında Türkiye'nin dünyada geldiği noktayı ve özel öğrencilere yapılan özel eğitim çalışmalarını gazetemize anlattı.

Özel yetenekli öğrencilerimiz ile engelli vatandaşlarımızın okul öncesinden başlayıp liseyi bitirene kadar ki eğitim faaliyetleriyle ilgili çalıştıklarını söyleyen Güngör, “Engelli öğrenciler özel eğitim okullarımızda ve normal okullarda ‘kaynaştırma' adı altında normal sınıflarda özel eğitim görmektedir. Özel eğitim okullarında öğrenim gören öğrencimizin sayısı 45 bin civarında iken kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerimizin sayısı ise 260 bin civarındadır. Bizim özel eğitim öğrencilerinin kayıtlarının başlama-bitiş tarihi yok. Engel tanısını aldığı yani raporunu alıp geldiği zaman biz hemen kaydederiz bu nedenle de sayılarımız sürekli değişir” diye konuştu.  

“Pek Çok Gelişmiş Ülkenin Üzerindeyiz”

Güngör, bu özel öğrencileri okula kazandırmak için devletin sağladığı ayrıcalıklı hizmetlerin altını çizerek, “Özel eğitim okullarını gelen bir öğrenci şehrin ne tarafında olursa olsun isterse bir kişi olsun biz onu özel servislerimizle aldırıyoruz. Okullarımızda bu öğrencilerimize ücretsiz öğle yemeği veriyoruz. Devlet bu anlamda özel öğrencilerin okullaşmasını sağlamak için her türlü erişimi kolaylaştırıyor. Sosyal politikalar konusunda bu alanda kendimizi dünyanın iyi ülkeleri arasında sayabiliriz. Hatta bu konuda pek çok gelişmiş ülkenin de üzerindeyiz. Eğitimin sınıflandırılması, içeriği ile meslek edindirme konularında pek çok ülkeyle boy ölçüşebilecek konumdayız” şeklinde açıkladı.

Özel eğitimin mesleki eğitim alanında iyi olduğumuzun altını çizen Güngör, “Bu alanda öğrencilerimizin bir mesleğe yönelik çalışmalarını desteleyecek atölyelerimiz son derece gelişkin. Bunlar karşılığı olmayan yerlerde karşılığı olmayan sektörlerde olmasın istiyoruz. Yaşayacağı ortamda kolay bulunacak bir meslek olsun” ifadelerini kullandı. Bu anlamda ihtiyaç duyulan işin eğitimin ihtiyaç duyulan bölgede veriliyor. Özel eğitimde Büro Yönetimi, El Sanatları Teknolojisi, Gıda Teknolojisi, Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri, Konaklama ve Seyahat Hizmetleri, Mobilya ve İç Mekân Tasarımı, Matbaa Teknolojisi, Seramik ve Cam Teknolojisi, Tekstil Teknolojisi, Yiyecek İçecek Hizmetleri alanlarında aldıkları mesleki eğitim ile anne babası tarafından bakılan değil, anne babasına bir meslek sahibi olarak çalışıp bakabilen vatandaşlar oluyorlar.

“Öğretmen İhtiyacı Çok”

Özel eğitim öğretmenliğine çok ihtiyaç var çünkü üniversitelerin 25 kadarında bu alan var ve buradan mezun olanlar bizim ihtiyaçlarımızı karşılamadığını söyleyen Güngör, “Özel eğitim de öğrenci öğretmen ilişkisi diğer okullardan daha farklı. Bizde öğretmen öğrenci arasındaki duygusal bağ çok önemli birbirleri ile duygusal bağ kurabiliyorlar. Öğretmeni bu sene var diğer sene yok ya da bir dönem başka diğer dönem başka birisi geliyor.  Bu duygusal kırılmalara gelgitlere sebep oluyor.  3, 4 sene çalışmak öğrencinin ve öğretmeninde verimliliğini artırıyor. Öğrenme niteliğini arttırıyor” dedi.

Mazlumlara Kucak Açılıyor

Suriyeli sığınmacılar içerisinde özel eğitime muhtaç olan insanlara karşı özel bir eğitim verildiğini anlatan Güngör, “İki türlü hizmet veriyoruz. Birincisi rehberlik hizmeti altında psikososyal destek veriyoruz çünkü bunlar sonuçta büyük bir travma ile büyük bir sosyal şok ile ülkelerinden, bildikleri yerlerden, yetiştikleri topraklardan bilmedikleri yerlere göç ettiler. Farklı bir kültüre yelken açıyorlar bu kültürel farklılığı giderecek bu ortama adaptasyonu sağlayacak ve bu travmatik durumlarını asgari düzeye indirebilecek psikososyal destek hizmeti veriyoruz” dedi ve ikinci hizmet olarak da şunu ekledi: “Kamplarda ayrıca bu öğrencilere özel eğitim okullarımıza aldığımız gibi kamplarda özel eğitim sınıfları açarak kendi öğrencilerimize ne tür hizmetler veriyorsak özel eğitim alanında da bu hizmeti veriyoruz. Kendi okullarımızda verilen hizmetin aynısı bu insanlara veriliyor bazen onların alanla ilgili öğretmenleri oluyor.”

Yetenek Avcılığı Yapılıyor

Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ile özel yetenekli çocuklara yapılan hizmetleri de anlatan Güngör, 80 il de 110 kurumla çocuklara destek eğitimi verildiğini aktardı. Bunların ayrı bir okul olmayıp çocukların normal okullarına devam ettiğin anlatan Güngör sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Öğrenciler okuldan sonra önceden belirlenen yönelimlerine ve ilgi alanlarına göre klasik tarz da olmayan bir eğitim alıyorlar. Şu anda 110 bilsem de 25 bin kadar öğrenci var. Bir çerçeve programımız var ve öğrencilerimiz proje tabanlı etkinlik tabanlı olarak öğretmenlerinin rehberliğinde eğitimler alıyorlar. Bu öğrenciler genellikle araştırma geliştirme kurumları, bir mühendislik kurumu, bir üniversitenin laboratuvarı, bir sanat kurumunun atölyesi, bir tiyatronun atölyesi, bir konservatuarın salonu gibi bulundukları yerlerin kültür araştırma teknoloji ve Ar-Ge kurumları ile yakından ilgilenirler ve buraları kullanırlar. Projelerini genellikle oralarla ilgi yaparlar. Keşfettiğimiz yetenekli öğrencilerimizi kendi hallerinde bırakırsak bunlar bir süre sonra hemen normalleşme eğilimindedirler. Bunlar bir sınıfta bir tanedir bir okulda beş tanedir. Bu sene 298 bin civarında geçen sene 228 bin civarında öğrenci öğretmenler tarafından aday gösterildi.”