30.11.2016 09:48:55

Eğitim sistemimiz ve öğretmenler

C. GÜNERgunerguk@gmail.com

Bundan önceki yazıda her ne kadar Eğitim Sistemimiz ve Kantinler başlığı altında toplumumuza etkisi bugüne kadar hiç tartışılmamış kantinler konusunu ele almaya çalışmış olsam da, hiç kuşkusuz Eğitim Sistemimizin en derin yarası ve eğitimin en önemli ayağı öğretmenlerdir. Ne yazık ki bu da kantinler ve başka birçok konuda olduğu gibi devlet tarafından ciddiyetle ele alınmamış, toplumun talep ve şikâyetleri tamamen görmezden gelinmiştir. Yıllardır bizzat sayısını bilmediğim başvurular yaptığım halde, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere çeşitli devlet yetkilileri ve kurumlarının en üstten en alt kademeye kadar hiçbirine ulaştıramadığım her iki konunun da ülkemiz, toplumumuz, istikbalimiz için hayati öneme sahip olduğunu hatırlatıp haber müdürlerini, muhabirleri bunlarla ilgili veri toplamaya ve haber yapmaya davet ediyorum. Nasıl ki aciliyeti olan sorunları zamana yaymak aslında bunları çözmemek demekse, Türkiye'nin öğretmen sorununu mümkün olan en kısa sürede çözmememiz halinde geleceğimiz için pek ümitvar olamayacağız.

Yetkililerin konuya yaklaşımı

Gerçekten de bugüne kadar öğretmenler üzerinde ciddi bir araştırma yapılıp rapor hazırlanmadı. Yabancı dil öğretmenlerinin yabancı dil bilmediği ilk defa geçtiğimiz haftalarda TV'de haberlerde dile getirildi. Ve gene ilk defa geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitimin temelinin öğretmen olduğunu ve öğretmene yatırım yapacaklarını söylerken, bir Milli Eğitim Müsteşarı da öğretmen niteliğinden bahsetti. Fakat her zaman olduğu gibi bunların neler olduğuna ve nasıl çözümlenmesi gerektiğine dair somut hiçbir şey duyamadık. Artık “falanca ne der, filanca kızar mı” gibi çekinceleri bir kenara atıp öğretmenler ve olması gereken nitelikleri konusunda somut veriler ortaya koymanın zamanı gelmedi mi? Şunu da belirtelim ki amacımız herhangi bir meslek grubunu, topluluğu ya da toplumun bir kesimini rencide etmek değil, problemleri olduğu gibi ortaya yatırıp çözümünü bulmaya devleti ve halkı teşvik etmektir. Ülkemizin ve toplumumuzun sorunlarını görmezden gelip masanın ya da halının altına itmeye devam edersek gün gelir bir de bakarız ki evimizi börtü böcek basmış.

Öğretmen niteliği

8-9 yıldır topladığım verilerden çıkan sonuca göre öğretmenlerimizin çoğunda (ya da azımsanamayacak kadarında) bulunan olumsuz özellikleri şöyle sayabilirim:

  • İşini sevmeme
  • İşini ciddiye almama
  • Öğrenciler arasında ayrım yapma
  • Kazancını ön planda tutma
  • Çocuk psikolojisini bilmeme
  • Kopyaya müsamaha gösterme
  • Akıllı çocuğu seçememe, şımarığı zeki sanma
  • Kitap okuma ve araştırma yapma hevesi olmama
  • Siyasi ya da dini görüşünü çocuklara yansıtma
  • Öğretmenlerin çocuklara davranışında tutarsızlık
  • Kanunları uygulamama
  • Alanında ve başka alanlarda bilgi yetersizliği
  • Haksız da olsa meslektaşını savunma
  • Kadın öğretmenlerde aşırı süslenme
  • Düşük puanlı fakülte mezunu olma
  • Okulu ticarethane, öğrenci ve velileri müşteri gibi görme
  • Yabancı dil bilmeme
  • Hayat tecrübesi ve olgun davranış kazanmamış olma
  • Çeşitli takıntılar

En başta öğretmenlerin itiraz edeceğini düşündüğüm bu liste daha da uzatılabilir. Fakat devletin gerekli desteği vermesi halinde listenin her bir maddesini ve daha fazlasını doğrulayıcı somut veriler kısa zamanda derlenebilir.

Halkın şikâyetleri

Buna ek olarak halkın şikâyetleri yıllardır yok sayılmakta, halk ümitsizliğe ve yılgınlığa düşmektedir. Oysa bugün Eğitim Sistemimizden ve bunu etkileyen faktörlerin başında gelen öğretmenlerden şikâyet en üst derecelere gelmiş durumda. İnternette arama motoruna öğretmen şikâyet yazıp karşıma ilk gelen sayfadaki, her biri ayrı bir bilgi değeri taşıdığı için silmeye kıyamadığım halde yer tutmasın diye bir kısmını sildiğim ve bahsedilen konuların tamamen ve fazlasıyla gerçek olduğu, insanların çaresizce bir haberin altına yazdıkları sayısız şikâyetten bazılarını imlasına hiç dokunmadan örnek olarak sunmak istiyorum.

“Lisede sosyal öğretmeni olan bir bayan zat sınav sırasında 5 yaşındaki çocuğuna tom ve jeri pamuk prensen çizgi filimi açıp izletiyor, çocukların öğretmene “öğretmenim dikatimiz dağılıyor” demesine de “siz işinize bakın” diyor. Böyle öğretmen istemiyoruz bu şikayet dikate alınmasını diliyorum. Saygılarımla”

“Ben adımı vermek istemeyen bir öğrenciyim ... İlkokulunda okuyorum 7/D sınıfında ayrımcılık yapıylıyor. Hoca kendi oğluna not verdiriyor, çocuk ödev yapmıyor, yine ödevler yapıldı diye gösteriliyor. Milli Eğitim Bakanlığı buna bir çözüm bulsun lütfen. Sınıf Öğretmeninin adı … oğlu bizim sınıfta olduğu için bizden ayırıyor. Bir çözüm bulun lütfen. Bakın bir çare bulun. Bu böyle olmaz ama herkes eşit olmalı, torpil olmasın. Lütfen garibanın çocuğu eziliyor, buna çözüm bulun lütfen. Tekrar tekrar söylüyorum, aslında bütün sınıf şikayetçi bundan korkudan söylemediler. Saygılarımla”

“İnsanlar ne kadar ilginç yahu. Şikayetlerini gelmişler Alo 147'yle ilgili haberin altına yazıyorlar. Yazık...”

“Ben ... ilkokul 2-B'ye giden öğrencinin velisiyim. ESENYURT/... İÖO 2-B sınıf öğretmeninden şikayetçiyim. Çocuğuma ve bize domuz diyor. Ayrıca sürekli çocuğuma ceza veriyor. Resmen çocuğumu okuldan soğuttu. Şimdi soruyorum yetkililere bu çocuk ileride nasıl okuyacak?”

“Bir ilk okul ögretmeni her başı şıkıştıgında pisikolojim bozuldu deyip devlet hastanesinin pisikiyatri bölümünde yatıp devamlı depresan haplar kullanıp ve kullanmaya devam edip tekrar bir ilk ögretimde nasıl çalışmaya devam edebiliyor? Aile gücünü ve siyasi güçlerini kullanarak... Ah ülkem ah.”

“… Lütfen sesime kulak verin. Ben isim vermiyorum çünkü bu okulun sahipleri çok tehlikeli insanlar. Her an herşeyi yapabilirler.”

“... okulunda m... a... hocanın incelenmesini istiyorum daha 6 yaşındaki birinci sınıf çocuklarına yapamadığı için bağırıyor, saçlarını çekiyor, kafalarına vuruyor, öğretmen çocuklarına öncelik yapıyor, herşey öğretmenin mi elinde? Bizim çocukların günahı ne?”

“alo 147 hattına yapılan şikayetler niçin yapan kişilerden önce İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından şikayet okulun müdürlüklerine bildiriliyor... Çok merak ediyorum..”

“Ya kardeş bu MEB'e nasıl mesaj atılır?”

“… bağış adı altında okul aile birliğine 500 TL bağış yaparak çocuklarına öğretmen seçen veliler, sokakta bizleri görüp “şu kadar bağış yaptık, siz de yapın. Şu öğretmene verin” diyorlar. Bizler yapmadık, çocuklarımızın haklarını yediler, neden duyarsızsınız? Bizim çocuklarımız çocuk değiller mi acaba? Başka ülkenin çocuklarıları mı acaba? Lütfen bu konuyla ilgilenir misiniz?”

“...dün öğretmenler günü dolayısıyla çok güzel kutlamalar yaptık, hediyeler verildi ama öğlen sonu ödev konrtolünde dersini yapamayan öğrencilere ögretmen ceza olarak hediyelerini geri yolladı. Bu nasıl küçümseme, bu nasıl ceza biçimi? Şimdi hediyeleri geri gelen öğrenciler okula gitmek istemediklerini söylüyorlar? Bu öğretmene nasıl bir davranışta bulunacağız?”

“Eskişehir ... okulundaki öğrencim bir öğretmenin kendilerine devamlı hakaret ettiğini söylüyor. Resmen dersten soğudu. Çocuğum bu tarz öğretmenler kendilerini ne zannediyorlar, anlamadım. Burası harp okulu mu sanki, psikolojik olarak onları yetiştirmeye çalışıyorlar.”

“Devlet kitap dağıtıyor, yeterli değil diye bir de zorunlu kaynak kitap istiyorlar. Almayınca çocuklarla yolluyorlar. 147'ye şikayet ediyoruz, bu sefer de öğretmen savunmasında “yalan biz öyle bir şey yapmıyoruz” deyip kendilerini kurtarıyorlar. Bunun bir çözümünü bulamadık.”

“3 yıldır bu oklulda öğrencim var ama hiç memnun değiliz. Sürekli para istemeyi biliyorlar ama velilerden lütfen bu okula acil bir denetim rica ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığına sesleniyorum, lütfen bizleri dikkate alınız.”

“Öğretmen çocuğun kafasında tahta cetvel kırıyor, bu nasıl bir iş?”

“… bir inat, giden öğretmenin yüzünden 11 yıllık eğitim hayatının bitmesiyle ilgilenmeyip, fakir çocuğunun içemediği sütü zenginin köpeğine içirmesinden yanaysanız, kimse adaletten bahsetmesin. Bakana saygısızlıklarımla…”

“Çok sinirli bir hoca kardeşim, bir yazılı kağıdını katlayamadığı için ona bağırıp çağırmış. Bugün yanına gittik, bizi kovmaktan beter etti. Çok sinirli bir hoca, sinirlerine hakim olamıyor. Görevden alınmalı...”

“Her yere eğitimle ilgili yazılar yazıyoruz fakat bir arpa boyu yol alamıyoruz. Hiçbir isteğimiz dikkate alınmıyor ... çocuklarımız okulu sevmiyorlar ve hayatlarından hepsi bıkkın, hepsi ilaçlarla büyüyorlar ... bizler de isterdik ki çocuklarımız severek okula gitsinler ... bu şekildeki çocuklardan başarı beklemek mantıklı gelmiyor ...”

“Kimi kime şikayet edeceğim bilemiyorum. Benim kızım 1.sınıfa başladı. Öğretmeni ders diye bir sürü fotokopiyi eve yolluyor, defterde 2-3 kelime, gerisi yok! Bu çocuklara okumayı yazmayı anneler babalar öğretirse bu okullar bu öğretmenler niye var?”

“Bir öğretmenin amacı sadece öğretmek değildir. Bir öğretmen birşeyleri öğretirken vicdan kazanabilmesi gerekir. Şikayetçiyim ve şikayetimin arkasındayım...”

“Sayın Bakanımız E… A… İlköğretim Okulundaki velilerin şikayeti var, lütfen okullar ticarethane değil. Eğitimhane olarak görülsün artık. Okullar açıldığından bu yana her gün para istiyorlar...”

“...kızım öğretmeni yüzünden okula gitmek istemiyor. Öğretmen kızıma kötü davranıyor, “salak, mal” gibi kelimeler kullanıyor, tembel diyor ama karnesi hep 5, pekiyi. Aidat istiyor, vermedik diye kızımı dışlıyor. Ona kötü davranıyor. Buna ne hakki var ki? Böyle eğitimci istemiyoruz.”

“Şimdide 100 TL sıra parası istiyorlar. Önce veliler istemedi, daha sonraki toplantıda öğretmen remen çocuklarımızla tehdit etti. Bizim velilere şimdi sıra almak zorundalarmış. Ben hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Ayrıca 60 TL aidat, 30 TL fotokopi parası... Bu soygun değil de nedir? Yeter artık, okullara müfettiş gönderin. Okul değil, sanki ticarethane. Yeter artık yoksa ben çocuklarımı okula göndermiyeceğim. Evde kendim okuma yazma öğreticeğim...”

“...öğretmenlerin de sevdiği çocuk var, sevmediği çocuk var. Sınıfta ona göre davranıyorlar, özellikle bayan hocaların pisikolojileri hepten bozuk ve çocukların da pisikolojilerini de bozuyorlar. Ders anlatmaları bile farklı, çocuklara bu öğretmenler çok korkunç geliyor.”