12.04.2017 13:37:24

Dünyanın İyiliği için Türkiye…

Yrd. Doç. Dr. Erkan ÇAV(Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi / III. Millî Kültür Şûrası Şehir ve Kültür Komisyonu Raportörü)

İlki “millî kültür varlığımızın daha etraflı, daha derin araştırılmasına, tanıtılmasına, bilinip benimsenmesine ve bu suretle Millî Şuûrun güçlenmesine, köklenip gelişmesine yardımcı olma” hedefiyle 23-27 Ekim 1982 tarihleri arasında Ankara'da; ikincisi 137 kurumun temsilcisinin katılımı ve 72 bildirinin sunumu ile yine Ankara'da 23-27 Ekim 1982 tarihleri arasında gerçekleşmiş “Millî Kültür” şûralarının devamı niteliğindeki III. Millî Kültür Şûrası, 3-5 Mart 2017 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış konuşmasıyla başlayan Şûra, Kültür Bakanı Nabi Avcı'nın yönettiği iki açılış oturumu ile ilk günü tamamladı. Bu oturumların ilkinde Alev Alatlı, Hasan Celâl Güzel, İbrahim Kalın, Mehmet Genç, ikinci oturumda Ahmet Güner Sayar, Atillâ Koç, Doğan Hızlan ve İlber Ortaylı konuştu. İki açılış oturumunda, Şûra'nın gidişine yön veren önemli değerlendirmeler yapıldı. İlk oturumda Alev Alatlı'nın dile getirdiği “Dünyanın iyiliği için Türkiye!” mottosu, Şûra'ya damgasını vuran cümle oldu. 3 Mart Cuma akşamı “Vefatının 100. Yılında Tanburî Cemil Bey”konseri, ertesi günün akşamı ise “Anadolu'nun Renkleri” gösterisi yapıldı.

Şûraya, bilim insanları başta olmak üzere, kültür çalışmalarının bir boyutunda yer alan Bakanlığa bağlı olan ve olmayan merkezî ve yerel kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, illerin kültür birimleri yöneticileri, STK sorumluları, sanatçılar, gazeteciler, bu alanda emek veren farklı kesimlerden kişilerden oluşan iki bineyakın kişi katıldı.Ana salondaki ilk gün toplantılarında salonda oturacak yer kalmadı, merdivenler kullanıldı. Komisyon raporlarının sunumunda zaman zamankatılımcı sayısı azalmakla birlikte, komisyon salonlarının yoğunluğu Şûra katılımcılarının çalışmalarına olan bağlılığını ve sahiplenme düzeyini göstermesi bakımından önemli bir gösterge oldu.

17 Komisyonun üyeleri, 4 Mart Cumartesi günü aylar öncesinden gelen çalışmaların ürünleri olan sunumlarını yaptılar, bu sunumlar birleştirilerek belirli bir ortak metne dönüştürüldü, nihayetinde 5 Mart günü son şekliyle düzenlenerek kabul edildi. Bunun dışında, tamamlanamayan raporlar birkaç gün içerisinde tamamlandı. Komisyon çalışmaları, Bakanlığın titiz temsilcileri tarafından görüntülü ve yazılı kayıt altına alındı, sunumlar, konuşmalar, soru-cevaplar ve katılımcıların görüşleri Komisyon Raporlarına dönüşecek ortak metinlerde birleştirildi. Raporlar, 5 Mart Pazar günü üç saati aşan bir oturumda tek tek komisyon başkanları tarafından okunarak kamuoyu ile paylaşıldı. Nabi Avcı'nın manifesto niteliğindeki kapanış konuşması sonrasında toplu fotoğraf çekimi ile Şûra sona erdi.

 

Millî Kültür Şûrası” Neden Şimdi Yapıldı

Türkiye, millet ve devlet olarak 15 Temmuz İşgal ve İç Savaş Girişimi savuşturulabildiyse, buşerefli direniş, bu topraklardaki yerli ve millî duyarlılıkla, derin bilinçle ve vatansever güçbirliği ile sağlanabilmiştir. Bunu anlamak, kavramak ve geleceğimize içselleştirmek, toplamda kalıcılaştırmak kültür politikalarının desteğiyle gerçekleşebilir. III. Millî Kültür Şûrası bunun için tarihî bir adım olmuştur. Bu açıdan, 15 Temmuz İşgal ve İç Savaş Girişimi ardından bu Şûra'nın yapılması, aynı zamanda bizatihi yıkıma direnen millî refleksin bir devamıdır. Bu refleks, bu toprakların “Yerli ve Millî olan neyi varsa” onunla olmuş, evrensel bir refleks ile toplum,millî iradesine, verdiği oya, sandığına, seçtiği iktidarına, kazandığı ekonomik ve sosyal olanaklara, elde ettiği toplumsal ve siyasi itibara, geçmiş değerlerine, gelecek umuduna, imanına ve inancına, en önemlisi onu kendisi kılan İstiklal ve İstikbal tasavvuruna sahip çıkmıştır. III. Milli Kültür Şûrası bu varoluş kararlılığının yansımasıdır. Şûra'yı yapan ruh, bu ruhtur.

“Yeni bir kültür hamlesine vesile olması” dileğiyle Şûra'da “geleceğimize ışık tutacak somut teklifler” sunulmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür konusunda şu dikkat çekici saptamayı yapmıştır: “Unutmayınız, siyasi iktidar seçimle, oyla, sandıkla olunabilir; ama kültür iktidarı için çok daha farklı bir birikime, emeğe, çalışmaya, dirsek çürütmeye, alın teri dökmeye ihtiyaç vardır. Bugün ülkemizdeki manzaraya baktığımızda, milletimizin hâkim rengini oluşturan kesimlerin kültürel iktidardan epeyce uzakta olduğunu görüyoruz.”15 Temmuz Direniş Ruhu'nu taşıyan toplumsal kesimlerin, ülkedeki hakim kültürde söz sahibi olabilmesi için bu Şûra'nın yapılması elzem olmuştur. Bakan Nabi Avcı, Açılış konuşmasında Şûra'nın bu amacını şöyle ortaya koyar: “III. Millî Kültür Şûrası'nın, yeni bir dönemin arefesinde, millî kültürümüzün ihyası, zenginleştirilmesi ve çağın gereklerine uygun yeni kültür politikalarının üretilmesi hususunda bir milat olacağına gönülden inanıyorum.”

“Millî ve Yerli bir Kültür Politikası”, “etkili, güçlü ve kalıcı bir kültür hamlesi”, “yeni bir kültür tasavvuru” ve “somutlaştırılabilir bir Kültür Rönesansı” olması için, bu Şûra ilk adımdır. Kültürümüzün, günün karmaşık, sığ, kaotik ve yozlaştırıcı ortamında özgün ve millî özelliklerle yeniden kodlanarak emperyal kültürel etkilere karşı tahkim edilmesi, gereken yönlerinin inşa edilmesine yönelik olarak ihya edilmesi ve geleceğe aktarılabilmesi için bu Şûra yapılmıştır. Toplumun farklı kesimlerinin söz hakkına sahip olduğu katılımcı bir Kültür Politikası belirlemek amacıyla bu Şûra fikri, düşünceden hayata geçirilmiştir.

Şûra'da şu soruların cevabı aranmıştır: Anadolu kültür ve medeniyet havzasını temsil eden “Yeni Türkiye'nin Kültür Politikaları” ne olacaktır? Millî ve Yerli olan nedir? Kültür Politikalarında nasıl bir yol haritası çizilmelidir? Bunun için neler yapılmalıdır? Bu amaçla nasıl bir gaye (misyon) ve istikbal (vizyon) belirlenmelidir?

YARIN: MİLLİ DUYARLILIK