Bayram Zilan
10.08.2017

2019’daki “iki sandık” tehlikesi!

16 Nisan referandumu, sonuçları itibariyle Türkiye siyasetini yapısal olarak değiştirmeye başladı. Siyasi partiler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine göre kendisini yeniden formatlıyor. İttifak arayışları, taban genişletme ve siyasi söylemi kuşatıcı bir dile evirme gibi hamleler, doğası gereği bu dönemde siyaset kurumundan beklenen hamleler olarak karşımızda duruyor. Nitekim CHP'nin yaptığı “Adalet Yürüyüşü” tam da bu amaca hizmet ediyor. Bu açıdan mezkur yürüyüşü adalet yürüyüşünden ziyade “%48'i konsolide etme” ya da “%48'e ek yapma” yürüyüşü olarak okumak gerekir.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'nin başına geçtikten sonra başlattığı “yenilenme ve silkelenme” söylemi ve AK Parti teşkilatlarına yönelik tespitleri, 2019'un hiçbir siyasi parti için kolay olmayacağını gösteriyor.

2017'den 2019'a bakıldığında tüm siyasi partiler arasında şansı en yüksek parti AK Parti gibi görünüyor. Ancak bu, 2019'un “garanti” ya da “çantada keklik” olduğu anlamına da gelmiyor.

2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın farkında olduğu, ancak teşkilatın henüz tam anlamıyla farkında olamadığı bir “tehlike” söz konusudur!

O tehlike “iki sandık” tehlikesidir!

Şimdi elinizdeki her şeyi yavaşça yere bırakın ve bundan sonraki satırları dikkatle okuyun.

Son yıllarda, Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti arasında bir “makas” oluşmaya başladı ve bu makas, her seçimde giderek daha fazla büyüdü.

Bugün, Recep Tayyip Erdoğan'ın kilometrelerce gerisinde kalan soluğu kesilmiş, nefesi tükenmiş, rotası değişmiş, istikameti bozulmuş bir AK Parti teşkilatı var.

Bugün, liderini takip edemeyen, liderinin omuzlarından yük almak yerine liderine yük olan bir AK Parti teşkilatı var.

Bugün, gecesini gündüzüne katarak taş üstüne taş koymaya çalışan, Türkiye'yi kuşatmaya çalışanlara karşı cansiperane mücadele eden, ter döken, çalışan, çabalayan bir liderin binde biri kadar emek sarf etmeyen, mücadele etmeyen, ter dökmeyen konforlu bir AK Parti teşkilatı var.

Erdoğan, her zamanki naifliği ile bu durumu “metal yorgunluğu” “defolu olmak” gibi ifadelerle tanımlıyor.

Erdoğan, her zamanki alçakgönüllülüğü ile “yapamayan bıraksın gitsin” diyor.

Fakat ne defolu olduğunu kabul eden var, ne metal yorgunluğum var diyen var, ne de liderimin ortaya koyduğu emeğe haksızlık ediyorum, davaya ihanet ediyorum diyen var.

Kim ne derse desin, kim neyi ne kadar üzerine alınırsa alınsın…

Hiçbir teşkilat mensubu AK Parti'den büyük değildir. Hiçbir il başkanı Türkiye'den büyük değildir.

AK Parti'de tartışılmaz tek isim Recep Tayyip Erdoğan'dır!

Erdoğan'dan başka herkes tartışılır, tartışılmak zorundadır.

Ortada umudunu AK Parti'ye bağlayan milyonlar varken, ortada bir ideal için, bir dava için emek sarf eden, avucunu açıp dua eden yüz binler varken, herkes eleştirilir, herkes tartışılır.

Eğer mevcut durum tartışılmazsa, eğer bu “boş vermişliğe” çözüm bulunmazsa işte o zaman 2019 tehlikeye girer.

Bu ise büyük bir vebaldir!

Bu vebalin altında herkes kalır.

Bu nedenle AK Parti'nin yapması gereken en önceliki iş, lideri ile arasındaki mesafeyi hızlıca kapatmaya çalışmaktır. Liderinin gösterdiği performansa yakın bir performans sergilemektir. Liderinin döktüğü ter kadar ter dökmektir. Bu da ehliyet ve liyakat sahibi, defosu, lekesi olmayan çalışkan, dinamik isimlerin işbaşına getirilmesiyle olabilir.

Eğer bu değişim ve dönüşüm beklentisi karşılanmazsa, eğer teşkilatlar 2001 ruhu ile yeniden aşılanmazsa önümüzdeki seçimler çok büyük sıkıntılar çekilecek.

Daha açık ifade edelim…

Erdoğan'ın arkasında milyonlar var. Bu milyonlar, Erdoğan olduğu için bazı şeyleri bugüne kadar sineye çekti veya görmezden geldi. Türkiye toplumu, Erdoğan'a güveniyor. Erdoğan'ın kredisi ilk günkü gibi tertemiz. Bunu Türkiye'de hangi şehre, hangi ilçeye, hangi köye giderseniz gidin işitirsiniz.

Ancak aynı şeyleri AK Parti teşkilatları için duyamazsınız!

İşte eğer bu farkı kapatmak için çabalamazsanız, defoluları partiden ayıklayamazsanız, liderine layık, milletinin emrinde bir teşkilat kuramazsanız 2019'da kurulacak “iki sandık”tan birinde hüsrana uğrarsınız.

Çünkü Türkiye tarihinde ilk kez bir Genel Başkan partisinden ayrı bir sandıkta oylanacak!

Çünkü Türkiye tarihinde ilk kez bir Genel Başkan'ın kendisi bir sandıkta, partisi ise başka bir sandıkta oylanacak.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu, Erdoğan %50'yi geçecek ve Başkan olacak ama partisi %50'nin altında kalacak ve meclisteki çoğunluğu kaybedecek demek.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun farkında!

O yüzden sabahlara kadar çalışıyor, o yüzden partisini silkelemek, yeniden ayağı kaldırmak, kendine getirmek istiyor.

O halde şimdi Allah aşkına söyleyin!

Lider Erdoğan bunları yapıyorken, siz ne yapacaksınız?

Toplumun itiraz ettiği alışkanlıklarınıza, halkın kırmızı kart gösterdiği tavırlarınıza, seçmenlerin tepki gösterdiği davranışlarınıza hâlâ devam mı edeceksiniz?

Liderinizi ve davanızı yüzüstü bırakmaya hâlâ devam mı edeceksiniz?

Yoksa…

Omuzlarınızdaki sorumluluğu, kuruluş ilkelerinizi ve taşıdığınız vebali hatırlayıp yeniden kendinize mi geleceksiniz?

 

 

 


Yazarın Diğer Yazıları

Ak Parti ve Kürtler (14.08.2017)
2019’daki “iki sandık” tehlikesi! (10.08.2017)
Filistinli Zehra’nın hikâyesi… (03.08.2017)
Erdoğan’ın teşkilatlara verdiği mesajlar ne anlama geliyor? (26.07.2017)
Filistin İntifadasını küreselleştirmek (24.07.2017)
15 Temmuz Halk Devrimi (15.07.2017)
Kontrollü adalet (11.07.2017)
Haklısın Demet Akalın! (08.07.2017)